26 Ocak 2010 Salı

YUFKA


şimdi kıymetli arkadaşlarım tanıdığım neredeyse herkes bana kalpsiz duygusuz dese de...
ben onlara katılmıyorum şahsen kendim olarak bizzat.
ben yufka yürekliyimdir...
hassasımdır.
lakin bunu belli edemiyorum.
aslında ediyorum da.
edememiş gibi yapıyorum.
temem kıvıramamış olabilirim.
lakin hisli çocuğumdur ben güzide arkadaşlarım valla bak...
iki gözüm önüme aksın ki.


neise efenim hacivatla ağımıza bi adsız yavru düşürdük geçenlerde...
eğleniyoduk güsel güsel yavruyla.
ona bile hislendim.
duygulandım.
o derece hassasım yani.

evren kızdı bana ne lan bu adam gibi yazı yaz kardeşim biz de giydirelim yavruya dedi.
piki dedim hahahaaa
emir demiri keser aynı anda bi sürü kalem fırlatabiliomuş abi homeless söledi neme lazım :)
bundan böle daha tikkatli yaklaşınız kızdırmayınız evreni sonra gözünüzün üstüne kalemi yersiniz oturursunuz aşağı.
absalom dediydi dersiniz.



pek bi sevdiğim soğuk şehrin sıcak kadını (ki iki kişidir bu soğuk şehrin sıcak kadını diğeri omuzdaki minik pelindir :) eliza da p.tesileri yaz dedi bana p.tesi sendromu için.
elizaaaa salı sendromu olma mı bu seferlik :)
çünküm ben pratik adamımdır efenim p.tesi sendromu yaşamamak için hayatımdan p.tesileri çıkarıverdim.
çalışmıyorum p.tesileri doğal olarak sendromda olmuyo.
pazardan direk salıya atlıyorum.
buna çoğu insan tenbellik diyo ama değil efenim...
pratikliktir bunu adı literatürde.
valla bak :)



geçenlerde kanki olum ne bu uyduruk şeyler yazıyosun yazsana adam gibi bişiler dedi.
abicim yazamıyorum olmuyo yoksa ben de istiyorum oturuyım ciddi ciddi yazılar yazayım vatanı kurtarayım...
ama olmuyo yazamıyorum kurtaramıyorum vatanı bedbahtım dedim.
hayatı ciddiye almayan biri ciddi yazılar yazabilir mi?
cevap veriyorum yazamaz.
ayrıca ciddi yazı ne demek abi?

kardeşim hayatımızı düzenlemeliyiz bunu konuşmalıyız dedi.
içimden sıçtık dedim ki düzenli aralıklarla içimden sıçtık derim ben.
nereye kadar abi böle serseri mayın gibi..
evet abi nereye kadar....
ciddi bi ilişki lazım bize...
evet lazım bize...

düzenimiz olmalı normal insanlar gibi akşam evde tv seyredip çay içmeliyiz.
evet içmeliyiz..
artık bi yuva kurma hazırlığı yapmalıyız...
evet yapmalıyız.
yaşıtlarımız çoluk çocuğa karıştı bi de bize bak...
evet bak...
gitmez bu böle...
gitmezzzz..
bu muhabbetin de sonu gelmez:)

lakin kankinin iyi yönü unutkan olmasıdır...
ertesi gün unutur bu çin işkencesi gibi sorgulamayı...
lan bilader ukraynanın şu köyüne yerleşiyoruz toparlan diyebilir mesela...
ki demişliği var duydum kuran çarpsın duymasam inanmazdım.
ya da kanki akşama herkesi şuraya çağırdım rakı içelim şarkı söleyelim diyebilir unutur çayı mayı...
severim yani :)

aslında söledikleri dorudur kankinin....
şu hayatta neler olmak istedim ben...
bi bok olamadım...
neden?
işte bu yufka yürekliğimden.

şair olmak istedim...
tolstoy olmak istedim...

ressam olmak istedim...
pipo içip entel barlara dadandım sonu izm le biten bi sürü kelime ezberledim.
kıçıkırık ne kadar sohbet varsa hepsini yaptım.
entel değil entelcik bile olamadım abi.
cik olabildim anca.

neden?
işte bu yufka yürekliliğimden.


iyi kötü okuduk hadi kariyer yapayım dedim...
ciddi bi toplantıya tatilden çağırdılar diye sinirlendim kısa pantalon turuncu tişörtle katıldım.
tişörtün üstünde fucker mother gibi bişi yazıyodu...
alındılar galiba ordaki ciddi abiler.

kariyer bana baktı yok abi senden bi bok olmaz dedi.
senden de bi bok olmaz olum dedim.
altta kalmadım yani...

vedalaştık ayrıldık.
neden?
işte bu yufka yürekliliğimden.



güzel bi ilişkim olsun dedim...
şanslı hergelenin biriyimdir tanrı beni pek bi sever kollar...
hayatıma birbirnden şahane kadınlar girdi.
ki herkes çok şaşırır nasıl olur da böle kaliteli kadınlar senin gibi kazmanın önde gidenini severler fizik kurallarına aykırı diye.
ki o klasik lafı bilmez cahildir bunu söleyenler...
kadınlar hintlidir minnoşum öküze taparlar.

ama fekat lakin gel gör ki doru dürüst ilişkiyi bile beceremedim...
neden?
işte bu yufka yürekliliğimden. 



2009 yılında karalar aldım bi sürü...

blog blog gezip kızlara yalakalık yapacaktım plajda kumlara değnekle çizilmiş kalp resimleri ağlayan bebek resimleri felan göndercektim...
1500 kişiyle tanışacaktım hepsine aşık olacaktım.
iki elimle sms yazmayı msn de 30 kişiyle aynı anda yazışmayı başaracaktım...
onu da beceremedim...
neden?
işte bu yufka yürekliliğimden.




birilerine laf sokma zeka göstergesidir bilirim...
önüme gelene laf sokacaktım ki pıss diye kalsınlar zekamı göstereyim herkeslere ezerim lan çekilin lan höyyttt zekiyim ben zekiyim ben hebele höbele diye dolanacaktım ortalıkta...
onu da beceremedim...
ezik kaldım kimselere laf maf sokamadım.

neden?
işte bu yufka yürekliliğimden.



toplum kurallarından haz etmediklerimi çiğnedim ısrarla kötü çocuk oldum...
ama hem her haltı yiyip...
hem de benim için böle böle diyolar böhüüü ben cici çocuğum aslında bakmayın her boku yediğime diye ağlamayı bile beceremedim.
bloga böle bi yazı bile giremedim.
neden?
işte bu yufka yürekliliğimden.

sonracıma winona ryder ın külotlu çorabı olmak istedim...
nicole kidmanı dizlerime yatırıp hanselle grateli anlatmak istedim...
freudla karşılıklı rakı içip şarkı söleyip hadiçöz lan benim travmalarımı götün sıkıyosa demek istedim...
aynştayna anlamıyorum olum şu emcekareyi bi anlat bakıyim bu e niye büyük demek istedim.
çözülmeyen tüm matematik problemlerini çözmek istedim...
yazılmamış tüm aşk şiirlerini yazmak istedim...
ben de seni seviyorum diyebilmek istedim...
birilerine sen muhteşemsin prensessin kalbimin sahibisin deyip götünü kaldırmak istedim.
ki götü tavana vursun vursun insin sonra bi daha vursun.
sonunda abicim altı üstü göt bu ya...nedir ki yani dedim.
bunu bile beceremedim.
neden?
işte bu yufka yürekliliğimden.


sonra gün geldi...
blogları dolaşıp adsız yorumlar yazmak istedim...
ona buna küfür etmek...
tüm kadınları orospu tüm erkekleri ipne ilan etmek...
sonra oturup ortalığın nası karıştığına bakıp tatmin olmak pis pis sırıtmak istedim.
hadi bunu yapamadım...
harikasınız...
şahanesiniz...
muhteşem paylaşım...
dostlukla...
sevgiyle...
felan diye dolaşıp kibar sapık olmayı bile beceremedim.


kendimi kınıyorum...
protesto ediyorum...
hatta küsüyorum lan.



18 Ocak 2010 Pazartesi

2 KERE 2


ilk görüşte aşk olur mu?
cevap veriyorum...
ne bileyim ben.
ağaca sormuşlar yeşili seviyo musun diye...
odunum ben lan 
nerden bileyim demiş.

şimdi güzide arkadaşlarım öykü yü bilirsiniz...
cici kızdır naif kızdır iyi yüreklidir çok severim.
ara sıra takılırım ki takılma işini kendim için yapıyosam namerdim :)
insanlık namına yapıyorum.

ben herkese takılırım.
isterim ki insanlar kendi kalıplarını sınırlarını zorlasınlar öfkelensinler ki öfke de bi duygu biçimidir. her duygu gibi ifade edilebilmelidir.
yoksa gider herkese,
paylaşımın için teşekkürler
şahane bi paylaşım 
kitap yazmayı düşünün bence
kaleminiz muhteşem
yalakayım ben yalakayım ben
yalarım yalarım yutarım

felan da yazabilirim.
yoksa bundan sonra böle mi yapsam hahaaaaa.

neise efenim öykünün son yazısı beni uzak çook uzak diyarlara götürdü.

ilk görüşte aşk olur mu?
hadi oldu diyelim...
ne diceksin?
-seviyom ben seni
-ay sen kimsin be
-gelecekteki sevdiğin adam
-imdatt yetişinnn polissss

oldu mu?
olmadı.


-size aşıkım
-ama ben sizi tanımıyorum nasıl aşık oldunuz
-ben durakta bekliyodum sizde otobüsün penceresinden dışarı bakarkene gözünüz gözüme değdi
-yetişinnnn sapık var komşular huuuuu
oldu mu?
olmadı.


zor işler bunlar.


açılsan bi türlü açılmasan bi türlü.
hadi açıldın bi şekilde.
kızcağız hayır dedi.
ısrar etsen bi türlü etmesen bi türlü.
çünkü bilinmez ki...
kadınlar bazen evet der o hayır anlamına gelir.
hayır der ısrar et anlamına gelir.
her kadında değişir bu.
her kadını bırakın aynı kadında bile
zamana mekana kişiye hormonal duruma göre farklı evetler hayırlar vardır.
nerden bilecek garibim abdul?


küçükkenden travması vardır zaten...
sözlüye kalkmıştır aşık olduğu güzel öretmeni sorar;
söle bakalım sevgili abdulcan 2 kere 2 kaç eder
3
otur allah belanı versin sıfır


eve gider yemez içmez çalışır abdul
haftalar geçer sözlüye kalkar güzel öğretmeni sorar;
söle bakalım minnoş abdulcan 2 kere 2 kaç eder
4
otur allah belanı versin sıfır.


zihni karışır minik abdulun...
nerden bilsin ki güzel öğretmeni de nihayetinde bi kadındır ve anı anını tutmamaktadır.

bu kahredici travmayla büyür ve doğal olarak embesilin biri olur abdul.

gün gelir sabahati görür ve aşık olur...
uzaktan sever gidemez açılamaz bi türlü...içer ağlar sabahati markiz pastanesinde vurdular diye şiirler yazar ümit besenden nikah masasını dinler her gece.
ve günlerden bi gün tüm cesaretini toplar ve sabahatine gider;
-sizi seviyom sabahat hanım
kız cevap verir
- 3


işte yıllarca kaçtığı o hain travma bulmuştur yine kendisini...
alkolün dibine vurur bundan böle aşkın adı sabahat olsun diye şiirler yazar ümit abinin o kalbine işleyen şarkısını söler tüm gün
i love you 
i love you
do you love me yes i dooooo


yine cesaretini toplar ve gider sabahata
-size aşıkım sabahat bana bi şans veriniz
kız cevap verir
- 4


vazgeçmez minik embesil abdul ısrar eder...
sabahat ay ne ısrarcı bu ya öff der
vazgeçer kalbine gömer kara sevdasını
sabahat demek ki gerçekten sevmiyomuş hemen vazgeçti der


ve tek başına başa çıkamayınca bi büyüğüne danışır abdulcük
-absalom abi seviyom böhüüü
-kimi lan?
-sabahati
-şu bizim sümüklü sabahat mi?
-deme abi öle intihar etmek istiyorum yaşayamam ben onsuz böhüüüüü
-ağlama oğlum eşek kadar adamsın erhan rakıları tazele
bak şimdi koçum abdul...
ilk görüşte aşkı anlayabilirim ama ömür boyu birbirinin suratına bakan iki insan arasındaki aşkı anlayamam
-bu ne demek abi şimdi böhüüüüü 3 ne demek 4 ne demek böhüüüü

-erhan şuna sert bişiler hazırla zırlayıp duruyo eşşoğlueşek içsin zıbarsın sabahtmiş de aşkmışmışta...öküz kadar adam ağlıyo lan yazıklar olsun tüh kalıbına...


büyüklerinden de yeterli açıklamayı alamayan abdul hayatın dikenli yollarına atar kendini umarsızca...
her gördüğü çiçeğe yanaşır bu zihin karışıklığıyla bal alabilme umuduyla fütursuzca...



-sizi seviyom melahat

-3


-kalbim ellerinizde artık nezahat

-4

-bana bi şans veriniz nurhayat
-3 buçuktan 4




artık hayatının anlamı bu olmuştur embesil abdulun...
2 kere 2 kaç eder?
lakin çözemez bir türlü...
hayatın çileli yollarında koşar gider umarsızca...




sahi 2 kere 2 kaç eder güzide arkadaşlarım?
hadi sizi yormıyim...

cevap veriyorum;
ağaca sormuşlar yeşili seviyo musun diye
odunum ben lan
nerden bileyim demiş.


yaaaaaa.





dipnöt,
parça decisions a aittir ismi külkedisi...
kendi müziği kendi sesi.

teşekkürlerimi sunuyorum burdan müsade ettiği için.


dipnöt2,
ekleyebilmek için çok uğraştım ona göre.
dinlemeyen olursa direk teessüf ederim :)
yalnız hacker olma yolunda ilerliyorum ben şaka maka yippuuuuu :))




08 Ocak 2010 Cuma

HALE-JALE-ŞELALE


şimdi güzide arkadaşlarım hayat tamamen tesadüfler üzerine kurulu bir mekanizma.
güzel tesadüf kötü tesadüf orasını bilemem.
ama tesadüf diye bişi var.
kaç bin yıllık yasa böle.
ben değiştiremem ki.



geçenlerde bir mecliste otururuyoduk...vatan nasıl kurtulur tartışıyoduk...
bi kız arkadaş aradı şurdayız didim...
geliyoruz didi.
piki didim.


geldi yanında sevgilisi var bizi tanıştırdı.
absalom bu filiz.

oğlanın adı filiz.
hoppalaaaaa.
şaka değil gerçekten filiz.
ulan benim ilk aşkımın adı filiz.
karşımdaki kıllı mıllı hödüğe baktım o da filiz.
bunalıma giriyodum kuran çarpsın.

olur mu kıymetli arkadaşlarım böle eziyet yapılır mı insan evladına.
hayır başka bişi ol kardeşim.
arzu ol...
leyla ol...
berkecan ol 
hasancan ol bişi ol.
ama filiz olma.
durduk yerde adamın asabını bozma.



neise efenim bunlar gidince masada "isim" insanın hayatında ne kadar önemlidir konusu başladı.
aslına bakarsanız benim için önemli değildi kıllı filizi tanıyana kadar.

adam mahkeme de hakimin karşısında...hakim azarlamış;
-annenin babanın verdiği ismi neden değiştirmek istiyosun kardeşim ne ismin senin
-ahmet bok
-ımmm demiş hakim haklısın fenaymış hakkaten şimdi ne yapmak istiyosun piki
-mehmet bok....


yani benim için ha ahmet ha mehmet :)

ama fekat lakin kıllı oğlandaki filiz ismi beni biras düşündürdü.
hangi anne-baba oğluna filiz ismi koyar kardeşim manyak mısınız lan siz? 
bu oğlan büyür öküz gibi bişi olur bu isim buna uymaz sonra belki birilerinin ilk aşkını adı filizdir ayıp olur demez mi insan... 
ne ki şimdi bu?



bi ara doğu vilayetlerinden birinde bulunmuştum kısa bi süre.
çok hoş bi kızla tanışmıştım.
annesinin ismi keklik ti.
bana ne annesinin isminden de.
kıza kızınca ayağa kalkar;
kekliğiii düz ovada avlarlarrrrrr
şırınım şırınım diye oynaylarrrrr
diye höykürür oynardım çıldırırdı intikamımı alırdım :))


geçmişi düşündüm.
ki doris erkeklerinin anatomisini yazdı ben de kıskandım kadınlarımın psikopatolojisini yazicektim yazamadım sebebini sölemem :)))

masada isim tartışması sürerkene ben hayallere dalmıştım çoktan.
beraber olduğum hoşlandığım değer verdiğim sevdiğim kadınları düşündüm.
ki ara ara düşünürüm böle ben. 
düşünürüm yani.

ve isim tesadüflerini...

ilk çağda
filiz yeliz melis vardı...
arka arkaya aşık oldum.

sonraları
cevriye bahriye cazibe
ki bahriyenin kardeşini seviyodum aslında o da hayriye


ortaçağda interneyşınıl takıldımdı
monica daniela luftansa
bu havayollarıydı kızın ismini bilemedim şimdi böle bişiydi hehe


sonra bi dönem çiçeklerden gittim;
menekşe manolya orkide
biri terapistim biri ingilizce özel ders veren örtmenim

menekşe sadece menekşe
mor menekşede olabilir problem değil.


bi arkadaşım vardı zeynep...
absalom allah rızası için normal isimli birini bul yalvarıyorum
bul bi sema bul bi ayşe bul bi meral...
ne bu çile kardeşim didiydi kulakları çınlasın.
ki çiçeklere denk geldiydi daha ağaç isimlerine bile geçememiştik :)

bu sıkıntıları en çok kardeşimin eşi behçet yaşadı...
türkçesi kıttı telafuzu kötüydü hatırlayamadığı zaman sallama huyu vardı.
bu kız isimlerinden en çok o çekti.
manolyaya malonya derdi...
ki bigün kızın annesinin yanında kolonya dedi kuran çarpsın sibel toparlayana kadar canı çıktı.
çok çekti garibim behçet çokkkk.
cevriye ye türkiye dedi.
ki teee küçükken benim yeğenimin çocukluk arkadaşı vardı rukiye...
ona da türkiye derdi öküz oğlanı.
temem vatan hasreti çekiyosun anladık da...
herkese türkiye denir mi güzel kardeşim.

melise selim dedi yeğenidir selim.
isim çağrıştırmış:)


sonra bi gün çektim bi kenara.
abi sen isimle hitap etme.
canım de güselim de bebişim de bişi de.
isim söleme bi daha didim de rahat etti o da ben de sibel de.


hayat kesinlikle tesadüflerden ibaret değil midir şimdi.
ayarlamaya çalışsan böle denk gelmez kıymetli arkadaşlarım.
gideceksin sipariş vereceğin anne babayı bulacaksın...
yalvaracaksın nolur bu gece sevişin bi kız çocuğu yapın...
kızınızın ismini de orkide koyun şu yaşlarda benimle beraber olacak...
çiçek dönemim o dönem felan diceksin.
oldu mu?
olmadı.
oyarlar adamı.
hem de adımız sübyancıya çıkar allah muhafaza.


isim önemli midir?
cevap veriyorum,
ne bileyim ben...
çoğu insan için önemlidir ama onu biliorum.
inanmıyosanız nickname lerinize bakın...
rumuz goncagül ü merak ettim şimdi bak :)

çoğu insan için önemliyse bu önemli mi demektir?
yoksa çoğunluğun düşündüğü-sölediği herşey her zaman doğru değildir ilkesi mi geçerlidir?
bu nemenem bişidir bilemedim.
işin içinden çıkamadım.



masada tartışma alevlenmişken geri döndüm gerçek dünyaya...
sen ne düşünüyosun dediler...
bi benim narin zarif filizimi düşündüm.
bi temin gelen kıllı ayı yavrusunu düşündüm.
ahmet-mehmet bok kardeşleri düşündüm.


cevap verdim;


bokunu çıkarmadıktan sonra....
ha ahmet.
ha mehmet.

ha cevriye
ha bahriye
ha cazibe...

ha hale...
ha jale...
ha şelale...

bana ne.


kekliği düz ovada avlarlarrrrrrr.
tırınım.



dipnöt,
"neise" nin patenti orjinal bi arkadaşa aittir.
jetlag olmuş minik minik bi kelebenktir kendileri
duyurulur :)))








21 Aralık 2009 Pazartesi

YILBAŞI


şimdi efenim her insan evladının hayatta travmaları vardır...
e ben de insan evladı olduğum için benim de travmalarım var tramvaylarım var...
var yani.

şindi bana diyolar ki özel günlere karşı senin travman var o yüzden sevmiyosun.
yahu güsel kardeşim yıllarca bizi kandırmadılar mı yeni yıla nasıl girersen o öyle gider diye?
kandırdılar.
nooldu?
yıllarca yedim lan ben bu numarayı.
her türlü girdim 12 ye...

sonracığıma "seneye görüşürüz" esprisi yapılır :))
yapmayan var mı bunu?
sanmam hahhaaaaa


sonracığıma kararlar alınır listeler tutulur...
şöle yapıciimmm böle yapıciimmmm diye.
ki benim de tutmuşluğum var :)
ertesi sabah unutmuş oluyorum o sayılmaz.
liste tutmayan var mı?
ya da tutmamış olan?
sanmam :))

yıl M.Ö 150 ler...
yer anadolunun küçücük dandik bi kasabası...
lunapark kurulurdu o yıllarda kasabalara...
çadırlarla romanlar gelir bize eğlence çıkardı.
güsel çingene kısları olurdu tabi bi kaş göz yaparlardı bize cepteki tüm parayı verirdik.
o zamanlardan kalma salaklığım yani :)

işte o sene ayşe geldi...
şahane bi çingene hatun...
kız arkadaşım var filiz ama.. elini bile tutamıyorum halbuki ayşe paraları dökeyim diye elimi felan tutuyo.
o derece büyük aşk yaşıyoru yani.
yılbaşı gecesi gel didi ayşe öpücem seni ve ömrün boyunca unutmayacaksın bunu.
içtik içtik gittik arkadaşlarla tabi.
langırt felan oynuyoruz saat 12 ye geliyo kalbim kuş gibi pır pır yapıyo.
e tabi o kadar biradan sonra bi duvar kenarına gitmek gerekiyo miniatürk mü bura tuvalet ne gezer.
gittim ayşenin hayaliyle endam-ı çiş yaparkene yanıma ayı gibi bi oğlan geldi o da yapmaya başladı.
durduk yerde
filizi bırakacaksın didi...
baktım şöle herif 25 li yaşlarda eşek kadar adam.
hakkaten mi haberim yoktu didim.
kütürtttttttt.
güm güm güm.
çat çt çatırttttt.
burnum çatladı :)
ayşe de ben böle kanlı manlı seni öpemem didi.
haspa.

yıl M.Ö 70 ler...
yer stanbul...
birini seviyorum ama nasıl...
ayşe kalktı yılbaşı için binlerce km yoldan geldi.
nasıl heyecanlıyım nasıl mutluyum evde arkadaşlarla geçireceğiz tüm hazırlıklar yapıldı.
12 ye az bi zaman var bişi eksik hatırlamıyorum kapıcı dangalak ismaili aradım karısı sızdı abi didi...
çıktım markete dönüşte köpek sürüsü gördüm kuçu kuçu naber seviyorum lan ayşeyi laylaylay didim...
aşktan anlamayan it sürüsü saldırdı bana biri kıçımı biri ayağımı ısırdı gerisini hatırlamıyorum.
gece 12 de kuduz iğnesi yiyodum bi klinikte kıçım ağrıyodu ve ayşe dahil herkes bana gülüyodu.

yıl M.S 200 ler...
yer ankara...
bi daveti kıramadım piki didim...
2 saat kala 12 ye ayşenin evine yola çıktım...
kaza olmuş yolda trafik kilit.
12 ye yolda girdim...kaza yapan arkadaşlarla yolda kalan diğer abiler ablalarla...
seyyar bira satan biri geldi hayranım yurdumun yaratıcı takipci zihniyetine zaten adam bize 4-5 katı fiyata bira sattı ya 2-3 sene çalışmamıştır artık o para bitmez valla :))
e tabi ayşe kızdı bana başlayacak olan şahane aşk başlamadan bitti.

yıl M.S 400 ler...
yer akdeniz...
herşey dahil bi partideyiz ki ben herşey dahil olayını sevmem...
içki limitsiz olunca benden zarar ederler :)
köpük partisi.
ayşe götü başı dağıtmış tans ediyodu..
ayağı kaydı köpükten kafasının üstüne düştü.
zaten hafif salaktı iyice kaybetti dengeyi.
beni tutmadın diye küstü bi de bana hatun.
saat 12 ye kavga ederken girdik...
ayrıldık.

yıl M.s 800 ler...
yer bulgaristan...
güya iki salak arabayla münihe gideceğiz yılbaşını orda kutlayacağız...
bulgaristan da daha önce bu mankafayla tutuklanmışlığımız var tecrubeliyiz bide.
uslanmadık yine bi yerde mola verdik yine içtik yine bu öküz dağıttı yine bi bulgar ayşe buldu kavga çıktı...
komşi momşi didim yemediler bulgar oğlanları toplanıp bizi araya alıverdiler...
polis geldi götürdü bizi oğlanları bırakıverdiler...
bizi yine içeri atıverdiler...
yeni yıla bulgar nezarethanesinde boktan bi bulgar rakısı içerek girdik :))
eğlenceliydi ama travestiler felan vardı...

yıl M:S 1300 ler..
yer yine stanbul...
yağışlı puslu bi hava...
ayşe diye bi kızı seviyorum bi yerlerde içtik sabah kızı evine bırakıcaz arkadaş iki araba gidelim ordan eve geçeriz didi piki didim.
bıraktık aplayı evine...
eve giderken bi virajda çarptı bu salak bana kontrolü kaybettim kaldırıma çıktım gidiyorum ama duramıyorum.
bi gaste bayisi varmış ona çarptım ordan kaydım bişilere daha çarptım sonra bi bankaya çarptım alarmlar çalmaya başladı ben hala gidiyorum ama :)
durabildim nihayetinde.
yılbaşı sabahında doğal olarak evimde uyanmadım.

yıl M.S 1700 ler...
istanbuldan eskişehire gidiyorum yılbaşı için...
tam hatırlayamam şimdi dağ yolları vardır sakaryadan sonra...
pamukova civarı bi opelle yarışa başladık...
uzun mesafede o kuvvetli kısa mesafede ben oynaşıp duruyoruz.
bi kamyonun arkasına takıldık rampada opel önde ben arkasında.
bi boşluk buldu fırladı opel.
baktım arkasından geçemem riskli...
sağa baktım ara ara toprak yol açmışlar ki sağ taraf uçurum sol taraf dağ...
arabanın seriliğine de güveniyorum...
sağladım ben de kamyonu :)
opel soldan ben sağdan geçiyorum kamyoncu abiyi...
lakin toprak yol bitti ben kamyonu geçememişken.
sağım uçurum solum kamyon tercih?
e tabi ki kamyon...
girdim aslanlar gibi altına...
hani derler ya tavuk soksan girmez diye.
burnum kanamadan çıktım o arabadan...
çekiciye yükledik arabayı devam ettik yola.
gece 12 de çekiciyi kullanan çocukla bira içerek kutladık yılbaşını.

şimdi bunlar travma mı?
yok daha neler ne travması güzide arkadaşlarım...
sevemedim yılbaşlarını travmayla ilgisi yok.
sevemedim.

hem ben gece 12 ye her türlü girdim...
o da bana her türlü girdi.
kaza yaparak
ısırılarak
trafikte öpüşerek
tepinerek
severek sevilerek
terkedilerek.
sevişerek...
yalnız bunu denememenizi tavsiye ederim tutar mutar yanarsınız kuran çarpsın :)

hiç bi numara olmadı kıymetli arkadaşlarım...
bütün yıl öle felan geçmedi...
kandırıyolar bizi.
hem noel babada yalanmış.
17 yaşıma kadar inanıyodum ben abi.

karar marar da almıyorum.
halla halla.
küsüyorum lan işte girmiyorum yılbaşına aybaşına.
ne bu çile.
pehhh


sevemedimmm kara gözlümmmmm
seni doyuncaaaaaaaa
tırınım.

08 Aralık 2009 Salı

TEKNOLOCİ


şimdi güzide arkadaşlarım söliceğimi en başından söliyim;
teknoloji boktan bişidir.
nökta.


en başta bizim yalan söleme hakkımızı elimizden almakta.
e madem insan hakları var.
yalan söleme hakkı da vardır.
nası sölicen şimdi?
-nerdesin lan allan belası abdul?
-mahmuttayım aşkitom
-aç lan 3g li telefonunu yemem ben


nooldu?
sıçtı abdul.
oldu mu? 
olmadı...
olur mu yav :)
benim zamanımda tek "g" vardı onla baş edemedik...
3g ile nasıl baş edelim.


sonra efenim sağda solda eşte dostta akrabada nette en büyük sıkıntımız salya sümük ağladığımız konu ne?
cevap veriyorum;
ilişkiler.
ne diyoruz pek çoğumuz?
ben aşkı hakediyorum ama olmuyo hep öküzler beni buluyooooo.
bi kere minnoşum aşkı nerden hakediyosun bu bir...
iki aşk nasıl hak edilir yahu?
ben bilmiyorum şahsen bilakis.
ben aşkı hakettim mi şimdiye kadar mesela bilmiyorum...
nası öğrenicem?
IQ gibi bi testi var mıdır bunun?
EQ ya da...
test sonucu geliyo mu öle...
siz aşkı %21 hak ettiniz
böhüüüüüü
ağlamayın AQ nuz öle diyo...
yoksam bu test IQ la felan bağlantılı mıdır?
IQ nun teyze kızı mıdır bilemedim şimdi :)


sen meleksin en tutkulu aşıksın dünyanın en şahane en romantik insan evladısın...
karşındaki öküz.
oldu mu?
hahahahaa olur mu yav...


neise efenim teknoloji boktan bişidir...
bunun feysbuku var...blögu var...ff si var...wittırısı var...gayeti var...yonjası var...otu var boku var...
sen saldır hepsine birden...
hepsinden birmilyon üçyüzbin arkadaş bul...
bide ben şurda şu sıradayım ben bu kadar yorum almışım benim bu kadr izleyicim var de...
vatanı kurtar oralarda...
sonra bul bi şahane oğlan...
piki nolucek şimdi?


-sabahatciğim kim bu mustafa
-ff den arkidiş çok delikanlı çocuk kankim


-sabahatciğim kim bu hüseyin
-feysbuktan arkidişim çok derdimi çekti kankişim


-sabahatciğim kim bu berkecan
-tırıvırıdan arkidişim kankicim içli çocuktur


-sabahatciğim kim bu murathan
-yonjadan arkidişim kanişkim 


abdul kibar bi insan evladı olduğu için idare eder bi süre...
lakin sabahat o kadar alışmıştır ki yıllarca bu sohbete muhabbete vazgeçemez...
abdul akşam evde mum ışığında yemek yeme şömine başında birer kadeh içme hiçbi ışık olmadan sevişme hayalleri kurarken...
sabahat ekranın başında kankileriyle vatanı kurtarmaktadır hala...


lakin çok geçmez dejenere olur yavaş yavaş ilişki...


-sabahat kim lan bu hödük?
-ff den kankişim
-ff kim laynnn
-ay çok kirosun abdul
-kiro senin babandır heryerin kanki dolu kadınnnnn görüşmeyeceksin bi daha hiçbiriyle
-ama abdülüm onlar benim kankişimmmmmmm
-başlatma lan kankişine yalarım takarım sokarım balım yumuşum diye sohbet yapar mı laynnn insan kankişiyle çıldırtma beni keserim seni kadın görüşmiceksin o kadar.


ne dicek garibim sabahat?
nasıl görüşmesin...
abazalık zamanında kimle kakara kikiri yapmıştır?
orda hayatı çözmüştür...
orda ağlamıştır...
orda gülmüştür...
orda aşık olmuştur..
orda terkedilmiştir...
orda cinselliği özgürce konuşmuştur...
orda hayal kurup...
orda sevişmiştir...
orda ilkokul düzeyinde belden aşağı espriler laf sokmalar yapmıştır...
alışık değildir ki gerçek hayata.


e abdulu da seviyodur...
napıcak gariban sabahat?
bişi yapamaz...
elinden bişi gelmez...
alışkanlık yarı tabiattır kolay vazgeçilebilemez...
o hala dünyada aşkı en çok hak eden vatan evladı olduğunu hayal eder.
eski aşkları özledim der bi de...
ki kıçımla gülerim ben öle anlarda dayanamam :)
ama eski aşklar yoktur...
olmayacaktır da.
işin en üzücü tarafı;
sebebi kendisidir lakin farkında değildir.


kıçına tekmeyi yer eninde sonunda.
yine ait olduğu yere...
iki pış pış yapılıp götünün kaldırıldığı yere döner ve yazar;


beni anlamadın...
oysa ben sana ruhumu verdim dalgalarla...
kırlarda koşan çocukların pıt pıt eden yüreğine inat...
bedenimi ruhumu kirlettin...
seni tanrıya havale ediyorum...
artık siyah dünyam...
siyah ve beyaz...
ortası yok.


oldu mu?
olur mu yav :))))



30 Kasım 2009 Pazartesi

KOKU






































cumartesi öğleden sonra akdenizin bir köşesinde bir yol kenarında...
üç kişiyle buluştum.
biri esmer...
biri kızıl...

biri sarışın üç kadın.
çarlinin melekleri gibi...

hemen eve gidildi veranda da derhal sohbet başladı...
bol kahkahalı...
rakılı biralı...
mum ışıklı...
sıcacık...

esmer olan cıvıl cıvıldı...
gözleri pırıl pırıldı...

kahkalarıyla çınlatıyodu gök kubeyi...

kızıl olan şirinlikler kraliçesiydi...
gülme krizine girdiği zaman bile şirindi...
ve üstelik şirin olduğunun farkındaydı...

sarışın olan muhteşem gözlere sahipti...
mavi tokası gel yanaklarımı sık diye bağırıyodu :)

sonra misafirliğe gidildi...
sohbetin rakının biranın yanına pastalar kahveler eklendi...

yemek vakti...
rakı balık keman kanun darbuka...
tüm restorana küçük bir konser...
türk sanat musikisi...
gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar...
kemancı ismet çok büyük sanatcısın sen.

başka mekan...
oyun havası halay...
sarhoş olma hafif...
hafif ama :)
ayılma...
halay çekerkene bendenizin tüm mekana travma yaşatması...
tımırımda bile olmaması...
keyfin mutluluğun eğlencenin tavanına vurmam vurmam inmem gürültülü kahkahalar şarkı sölemeler...

beni tanıyan bi hanım kızın masaya gelip iki dakkada beni ispiyonlaması melekllere...
elif göstericem sana gününü ben :)

eve dönüş...
mum ışığında sohbete kahkahaya devam...

bi kaç saaat uyku...
fazla olamaz vakit kıymetli...
güzel bir kahvaltı.
kahvaltı masasında sigaralı kahveli dedikodu..
tango dersleri...
gelip geçenlerin bize garip garip bakması...
umrumuzda bile olmaması.

şehir turu..
anneyi annaneyi ziyaret...

ve..
veda.

cumartesi öğleden sonra akdenizin bir köşesinde bir yol kenarında...
üç kişiyle buluştum.
biri esmer...
biri kızıl...
biri sarışın üç kadın.
absalomun melekleri gibi...

ateş böceği...
efsa...
ve güzel yeğeni melis...

belgin ateşi üzmedim sözünü dinledim yaramazlık yapmadım :)))
ateş...
minnoşum...
bu kadar yapmacıksız bu kadar doğal bu kadar içten...
bu kadar pozitif cıvıl cıvıl olduğun için...


sabah beni tans ederek uyandırdığın için...
hazırladığın o şahane kahvaltı için...
çok çabalamana...
buralara kadar gelmişim bi yerden kafa üstü düşmeden gitmem diye kayalara taşlara tırmanıp ta düşmeyi başaramadığın için...
teşekkürlerimi kabul ediniz lütfen.

maya,efsaya bir süredir prensesim diye hitab etmekte kaçırmıyorum...
gerçekten öyle olduğunu gözlerimle gördüm...
efsa...
şirinliğin sıcaklığın için...
tüm kaprislerime şımarıklıklarıma katlandığın için...
fıstığımı soyup verdiğin...
ellerinle pasta yedirdiğin için...
haalay çekerken seni rezil etmeme rağmen bana kızmadığın için...
güneşin doğuşunda yanımda olduğun için...
artık şu ayakkabını bağla demekten sıkılıp herkesin içinde oturup ayakkabımı bağladığın için...
ve kısa boylu olmadığın için teşekkürlerimi kabul ediniz lütfen.

melis,
küçük yaşına rağmen ortama uyum sağlama yeteneğin için...
resmi fotoğrafcımız olup üç tane sürekli gülme krizindeki garip insana gık demediğin için...
teşekkürlerimi kabul ediniz lütfen...

ateş böceği...efsa...kalbimi fethettiniz...


artık ona sahipsiniz...
ve artık akdenizin bu köşesinde bir eviniz var...

ikinizi de kokladım...
tanrının bana verdiği bir yetenektir.
güzel bir kalbin...
içtenliğin...
kalitenin...
kokusunu çok uzaktan alırım.




dipnöt;
ay parçası...
adanadaki "sabancı" camii anlatılırken...
araya girip bunun mimarı "mimar sinan mı?" dediğinde...
sana güldüğüm için özür diliyorum.

ehi.




24 Kasım 2009 Salı

ÖRTMENİM


özel günleri sevmem...
yılbaşlarında genelde eve kapatırım kendimi...
doğumgünümü çok kişi bilmez...
sevgililer gününde hiç sevgilim denk gelmedi :)
ya zaten yoktular...
ya ayrı şehirlerde denk geldik yarı planlı yarı plansız hehe
temem genelde planlı olarak ayrı kaldım.
napıyım ama sevmiyorum...
sanki bi halt varmış gibi kırmızı iç çamaşırı felan...


burdan o hanım kzılara sesleniyorum;
kardeşim giyecekseniz hergün giyin niye sadece o gün inat ediyosunuz annamadım kuran çarpsın.
hepinizi kınıyorum...


lakin gelin görün ki;
sevgili validemin de etkisiyle muhakkak...
öğretmenler gününü severim.
öğretmenleri severim.
saygı duyarım.
hörmet ederim.


burdan tüm güzide öğretmen arkadaşlarımın öğretmenler gününü kutluyorum.
ellerinden öpüyorum.


parlak beyinli çocuklar yetiştirin...






dipnöt;
ortaokulda ki öretmenim gülbeşeker duy beni...
sana verdiğim aşk mektubundan sonra,
ah absalom 10 yaş büyük olsaydın keşke demiştin ya.
10 yaş büyüdüm be gülbeşeker...
nerdesin?


ehi.






dipnöt2;
tüm güzide arkadaşlarımın bayramını kutluyorum.
herkes şahane bi bayram geçirsin.