31 Ağustos 2013 Cumartesi

KAN...

şimdi güzide arkadaşlarım...
öncelikle herkesin 30 ağustos zafer bayramını kutluyorum.

bu memleket çok kahraman çıkardı...
öle padişah sultan felan değil...
çakma padişah sultan felan hiç değil...

nene hatun...
halide onbaşı...
nezahat onbaşı...
halime çavuş...
çete emir ayşe...
kılavuz hatice...
sayamadığım daha niceleri...
nice isimsiz kadınlar...



dekolte giyen kadınlar tecavüzü göze almalıdır..

kadın gazeteciye ben sizin apış aranızı çekip yayınlıyo muyum...

hamileler sokağa çıkıyo iğrenç görünüyo beyinin arabasına binsin gezsin bu ayıptır terbiyesizliktir...kanatlısı kanatsızı havada uçuşuyor...

düğünlerde eşinin dans etmesine izin veren erkek pezevenktir...

kenenin ısırıp ölümüne sebep olduğu yaşlı kadının cenaze namazında 
fuhuş arttı ondan böle oldu...

tecavüze uğrayan kadınlar dert etmesin doğursun devlet bakar...

merdivenlerden kızlı erkekli çıkıyorlar diken üstündeyim diyen milli eğitim müdürü...

banklarda kızlı erkekli oturuyolar çok çirkin diyen bakan...

kadıköy vapurundan inen kadınları gördüm çok rahatsız oldum diyen başbakan.

kadınlarla erkeklere ayrı olimpik havuzlar yapacağım dedi en son.
zaten bence kadınlar bunlarla aynı havuza girmesin abicim.
allah muhafaza...

ve şerife bacı...
üzerine kar yağmasın diye hırkasını top mermilerinin üzerine seren...
yavrusu üşümesin diye bebeğinin üzerine uzanan...
soğuktan ölene kadar yavrusuna ana sıcaklığını veren.

ve fatma seher erden...
nam-ı diğer kara fatma...
büyük taaruzda 700 kişilik çete kuran...
bunlardan 43 ünün kadın olduğu...
esir düşen kaçıp çetesinin başına geçip destanlar yazan...
çetesinin çoğu şehit düşen kara fatma.
emekli maaşını kızılaya bağışlamıştı.

şimdi o kızılayın başkanı çıktı...
helal kanla helal ilaç yapacağız dedi.
diğer kanlar bozuk demekki.

ben de katılıyorum yapsınlar...
kan bozulunca bi daha ayar tutmuyor çünkü.

25 Ağustos 2013 Pazar

DÜĞÜM...

bir düğüne katılmak zorunda kaldım geçen gün güzide arkadaşlarım...
hani küçümsediğimden değil...
zaten düğünler bana göre değil...nefret ederim.
bu da bildiğin limonata kuru pasta olan tanımadığımız tonbul teyzelerin göbek attığı...
makyaj yapıcam diye kendini rezil eden genç kızların göz süzdüğü bir düğün.

altın takmak zorundaydım çünkü damat çok sevdiğim bi kardeşim...
altını takana kadar kepaze olduk ben nerden bileyim düğünü hele altın takmayı abicim.
damat masamızda ayakta biz de 7-8 kişi ayaktayız herkes bize bakıyo....
yarım saat altın takma çabaları...
hani gören de doğalgaz boru hattı takıyoruz zannedecek çocuğa.

yannız bu kadar angaranın bağları....
hoplayıver çekirge....
haydi hoppaaaaa bünyeye dokunduğu için....
yüksek yüksek tepelere çıktık düğünden çıkınca...
ferahlamak için...
bünyeyi resetlemek için...
aldığım negatif enerjiyi dağıtmak için...
çıktık tepeye...
şallarımızı aldık malum tepe esintili...
şehre baktık...
şehrin ışıklarına.

sonra mısırlı esmayı düşündüm...
antakyalı ali ismaili...
ölen üç beş mehmeti...
sıfır sorun diye çıkıp herkesin bizi düşman bellediği şahane dış politikamızı...
ölümlerle anılan dünyanın merkezini mezapotamyayı ortadoğuyu...
düşündüm...
eh arada sırada düşünebiliorum...
düğün oldu mu sana düğüm.

tekrar mısırlı esma geldi aklıma...
antakyalı ali ismal...
kime ağlayacağımıza karar veren kim için üzüleceğimize karar veren birileri var...
onları düşündüm...
insanlar nasıl bu kadar yüzsüz olabilir acaba diye düşündüm...
bunun bir formulü var mı aceba diye düşündüm.

mısırlı esmaya mı daha fazla ağlayayım...
ali ismaile mi...
ikisi de can değil mi arkadaş?
acının milleti mi olur?
acının devleti mi olur?
ölümün benden sendeni mi olur?
mısırlı esmaya ağlayan ama antakyalı ali ismailin adını ağzını almayan ve adamım diye geçinen adamları düşündüm...

sonra...
altını takarken yere düşürdüğümüzü...
kaç kişinin altını aradığını...
yaşadığımız kepazeliği düşündüm düğünde...
boğazım düğüm.
içim düğüm.
dışım düğün.
eh anla işte.

yüksek yüksek tepeden şehrin ışıklarına baktım sonra....

kıymetli arkadaşlarım şaka değil ben hakikaten meşe odununun tekiyimdir...
hani bi oynamaya hoplmaya kalk derler bana....
ben de derim ki...
bir sehpa alın...
ileri geri ittirin pisstte...
benden daha kıvraktır.
yalan da değil hani.

fi tarihinde yine katılmak zorunda olduğum bir düğünde...
beni zorla kaldırdılar halaya...
adı damat halayıydı...
kıramadım kalktım...
çok kıymetli insanlar gel deyince giderim.

müzüğü ilk defa duymuştum...
el çırpmayı ilk defa görmüştüm...
çocuklar gibi şendim.
damat halayında bir yemek masası gibiydim ayrı...
mutluydum.
çok mutluydum.

yüksek tepelerden şehrin ışıklarına bakarken...
meğer her düğünde bu damat halayı çalınıyormuş diye düşündüm...
öğrenmenin yaşı yok ki...

meğer herkes aynı halayı oynuyormuş...
meğer herkes aynı kelimeleri söylüyormuş.
bilmiyordum.

sonra mısırlı esmayı düşündüm...
antakyalı ali ismaili...
birine ağlayıp birinin adını anmayanları.

ölümü ayıranları....
acıyı ayıranları....

duygulandım..

kalktım düğünden damat halayını duyunca hışımla...

ah dedim ah...
bana bunu yapmayacaktın keloğlan.

şehrin ışıklarına baktım...
onlar da bana baktı...

ışıklar utanmasa ışıklığından...
ağlayacaktı.