29 Eylül 2013 Pazar

KADINLARI ANLAMAK...

şimdi güzide arkadaşlarım geçen gün bir dost meclisinde bana şöle bir cümle kuruldu;
kadınları anlayamıyorum.

derhal derin düşüncelere daldım...

ben kadınları anlamyı 11 yaşımda felan bıraktım...
yumurta gibi parlak bi oğlandım o zamanlar...
felekle ve çenberiyle henüz tanışmamıştım.
kuzuydum kuzu.

kızın biri bana tutulmuş ama nasıl fırlama nasıl fırlama...
okul çıkışlarında beni denk getirip konuşmak istiyodu.
ben utanıyodum.
hatta bi gün elinde mektup beni kovaladıydı.
yakalasa mektubu verecek.
ben kaçıyodum o kovalıyodu valla şaka değil...

duvarlardan atlıyodum atlayamaz diye...
o da atlıyodu.
en son beni kısrtırdı kuytu bi köşede.
verdi mektubu.
hiçbişe demeden çekti gitti.

işte o duvar dibinde çökmüş kan ter içinde elimde kokulu kağıttan mektupla otururken hayata bakışım değişti kıymetli arkadaşlarım...
kadınları anlamaktan sonsuza kadar vazgeçtim.

sevgili hemcinslerim...
size dost tavsiyesi kadınları anlayamıyorum diye gidip sağda solda ağlamayın zırlamayın...
karalar bağlamayın.
kadınlar anlaşılmak için değil.
sevilmek için yaratılmışlardır.
sevin gitsin.

yine geçen başka bir dost meclisinde kadınlar ne ister diye sordular bana...
lan ben freud muyum hayvanoğlu hayvan her boku bana soruyosunuz.
freud bile psikanaliz diye bişi icat etti psikolojide devrim yaptı...
yok oidepus yok carmen elektra diye çığır açtı.
birtek kadınları anlayamadım dedi.

ama freuddun çözemediğini bu gariban absalom çözdü kıymetli arkadaşlarım...
bana o soruyu soran dallamaya şöle bi baktım...
3 numaralı bakışımla.
ve usulca cevap verdim sesimi azcık hırıltılı çıkarmaya çalışarak karizma olsun diye;

kadınlar arabası yoksa araba ister...
arabası varsa ev ister...
evi varsa yazlık ister...
gümüşü varsa altın ister...
altını varsa pırlanta ister...
pırlanta varsa zümrüt ister...

efendi oğlan bulduysa serseri ister....
serseri bulduysa efendi ister...
huzur varsa kavga dövüş ister...
kavga dövüş varsa huzur ister...
oğlanın annesi iyiyse kötüsünü ister...
kötüyse iyisini ister...

oğlan zenginse kibirli der fakirini ister...
fakirse melahatin var benim yok der zenginini ister...
aşk arıyorum der üç gün sonra sıkılır ya kıçına tekmeyi yer ya kıça tekme atar sonra oturur ağıtlar yakar....
salya sümük ağlamak ister...
ağlıyosa gülmek ister...

sana bir bakışıyla ne istediğini ne istemediğini anlamanı ister...
anlamayınca sen beni hiç anlamadın der anlayanı ister...
anlayan daha yaratılmadığı için yaratılmayanı ve yaratılmayacak olanı ister...

kıskanç olsan kıskanmayanını ister...
kıskanmasan sen beni sevmiyosun der kıskancını ister.

at üstünde prens ister...
fransada şato ister...
monaco prensesiyle görümce olmak ister...
prens çarlsla kocasının bacanak olmasını ister...

kaş üstünde göz ister...
dam üstünde bel ister...
iş üstünde kuş ister...
gobi çölünde duş ister.

bunlar imkansız olduğu için...
fizik kurallarına evrenin yasalarına aykırı olduğu için...
astrolobiyolojiye bile ters olduğu için.

depresyona girer...
çıkar...
tekrar girer...
tekrar çıkar.
tekrar girer.

sonra iliişkiyi bitirir...
yeni bir gariban oğlanın hayatını çürütmek için yeni aşklara doğru yelken açar.


yetti mi dedim bana soru soran dallamaya...
dallama cevap vermedi...
içinden mırıldanarak kalktı gitti.
küfür etti gibime geldi ama tam anlayamadım.


sonra masadakilere döndüm...
kadınlar birer çiçektir dedim.
sadece su ister.

su akar yolunu bulur.
durum budur.



mini mini bir kuş donmuştuuuuuuu
pencereme konmuştuuuuuuuuuuu
aldım onu içeriyeeeeee
cik cik cik ötsün diyeeeeee
pır pır ederken canlandııııı
ellerim bak boş kaldı.




dipnöt,

bunu yazmazsam çatlarım güzide arkadaşlarım...
geçen çok eski tanıdığım bir arkadaşımla karşılaştım...
kensdisi doktordur genetikcidir...
lakin dışardan bak çıkarıp cebinden üç kuruş vermek geçer içinden o derece paspaldır...
ama kral çocuktur.
beni görünce ortakımmmm der sarılır hemen.

efenim bu dallama arkadaşımız profesör olmuş o gece öğrendim onu kutlamaya gelmişler...
aynu zamanda da ara ara yurt dışına çıkıp kaliteli inekleri kopyalıyolarmış genetikci ya.

ortakım dedi ineklerin içinde o kadar çok kaldım ki...
inek memeleri artık bana erotik gelmeye başladı dedi karısının yanında.
lan dedim mustafa.
aramıza mesafe koyalım lan bi süre görüşmeyelim allah belanı versin dedim ne diyeyim ahahahaa.

yareppim sen aklımı koru:))

22 Eylül 2013 Pazar

ÇARŞ....


şimdi güzide arkadaşlarım...
gezi olayları bu memleketin tarih dönümüdür henüz farkında değiliz...
ben söylüyorum yazın bir kenara.

sekiztaşla ilgili bir yazı yazmıştım.
bu protesto olaylarında o kadar yücelttti ki medya mudya.

şahsen acabe bu arabacılar konusunda yanıldım mı diye düşündüm...
yalan yok.
memleket zaten rezalet.
yazıyı silsem mi?

bu entellektüel....
karizmatik....
muhalif....
çarşı denen arkadaşları sizin yorumunuza bırakıyorum.
yukarıdaki fotoğrafta çimeni görünce koşan arkadaşlar bakınız:)).

çarşı plastik sandalyeye karşı.
çarşı çimene karşı...

bravo arkadaşlar...
şahane bi iş yaptınız.
yarın fenerliler geldi karıştırdı bizi...
günahımız yok derseniz şaşırmam:))

haydi bakalım...

bizim mahalle.
sizin rezalete karşı.

6 tane yemeyi alışkanlık haline getiren salakları...
ihya ettiğiniz için ayrıca bravo.

eh ne diyeyeim...

çarşı...

okullar olmasa nasıl güzel yönetirdim şıu milli eğitim bakanlığını....
şu fenerbahçe olmasa herşey çok şahane olacak...
herkesten 6 yiyen salaklar evimizde bizi yeniyo....

karşı saldırıya geçeriz sandalye mandalye sökeriz hücuma geçeriz gireriz sahaya....
herkesi döveriz.
aneam çimende varmış burda...
çayıra yayılalım.

:))

çarşı....
ilk hedefiniz akdenizdir.
ileri.

gülsem mi ağlasam mı?
bilemedim.

allam ya bu ne rezalettir bana biri bunu açıklasın:))

haydi çayır var ver elini çarşı kardeş....
haydi
hoppa.
yayılın.

ama artık susun.
bi susun.

heryer çayır çimen....

haydi hoppa:)))





18 Eylül 2013 Çarşamba

HAMAM...

şimdi güzide arkadaşlarım benim hamamla tanışmam uzun yıllar öncesine dayanır...
annem elimden tutar beni yaşadığımız küçük ilçenin hamamına götürürdü...
keyfim yerindeydi koca memeli teyzeler beni gel bakiyim yavrımmm diye kucaklarına alır çatır çatır kese yaparlardı.

ben 14 yaşıma kadar annemle kadınlar hamamına gittim...
daha da giderdim lakin bir gün o koca memeli teyzelerden biri ellerine beline koydu ve hanım hanımmmm bari kocanı da getir dedi.
ve ben de hamam travması başladı.

yıllar boyunca nerde hamam gördüysem yolumu değiştirdim önünden geçmedim...
hamam lafını ağzıma almadım.
bir sohbette hamam anlatılınca koşarak uzaklaştım oradan.

benim bu huyumu bilen kanki ve diğer arkadaşlar bir tuzak kurup beni fi tarihinde b,ir hamam soktular...
kaçtım yakaladılar tekrar soktular.
bu adam ilk geliyo al eti senin kemiği bizim diye bi abinin ellerine teslim ettiler beni.
intikamımı aldım sonradan gerçi ama o gün travmam nüksetti...
ve ben bırak hamam kelimesini biri haaaa deyince koşarak kaçmaya başladım.

yıllar geçti aradan heyhat...
çok önemsediğim bir insanı kırmamak için bir kaç kere otellerin saunasına ya da türk hamamına gittim.
lakin onlar çakma hamam...
iyice içip sarhoş kafayla gidince sorun olmadı.

güzide arkadaşlarım bu aralar çok yoğun çalışıyorum...
artık dökülmeye başladım...
yorgun uyanmalar bir türlü dinlenmeye vakit bulamamalar.
kanki pat diye saunaya gidelim mi dedi...
gidelim didim.
döndü bana 5 dakka felan baktı.
inanamıyo çünkü adam.
temem didim sauna değil ama masaja ihtiyacımız var.
gidelim anasını satayım.

bu aralar bozkırın ortasında muhafazakar bir ilde bulunuyoruz iş dolayısıylan.
burda sauna var mı didim var didi.
eh hayde o zaman didim düştük yola.

gittik ki sauna daha açılmamış...
eşi dostu aradık...
biri didi ki sauna başka yok ama ben size açık hamam bulurum ahahaaa.
nöbetçi hamam gibi...
buldu da.

girdik tarihi bilmemne hamamına.
peştemalleride sardık bellere.
kardeşim yol bişlmem yordam bilmem hamam adetlerini bilmem napıcam ben şimdi...

kanki sen git geliyorum didi kapıyı açtım...
korkumu yenmek için başımı dik tuttum omuzlarımı dikleştirdim.
girdim kapıdan.
aneammmm.

kıymetli arkadaşlarım göt kadar yer...
abinin biri başka bi abiyi yatırmış güreşiyolar.
baktım şöle bi...
bu mudur yani hamam didim.
yok abi hamama şurdan giriliyo didiler.
bura ne piki güreş alanı mı lan didim.
cevap vermediler.
o kapıyı açtım başım yukarda yine.
ve girdim içeri.

işte bu manzara benim için fazla kardeşim...
peştamelli büsürü erkek düşünsenize ve hepsi terliyo.
kimi uzanmış yatıyo kimi bildiğin geziniyo hamamın içinde.
lan ne geziyon bişey yok burda hamam bura dangalak dicen olmucak şimdi.
allah muhafaza.

kanki yetişti imdada..
ısrar etti kese mese için...
yok didim sadece masaj...
olmaz didi ritüel bu didi sen geleneklerini küçümsüyon mu didi girdi kanıma...
ve kesecimiz tokatlı aydın abi geldi beni almaya...
kankiye baktım kurtar beni gibissinden git git didi gülümsedi.
aydın abiyle elele tutuştuk çıktık.

yatırdı beni mermere tokatlı aydın abi aldı keseyi eline...
o ara derin düşüncelere daldım...

mesela hamamcı teyze diye bi türkü var abicim onu düşündüm...
vatandaşın biri üşenmemiş düşünmüş taşınmış hamamcı teyze diye bi türkü yazmış kardeşim boru mu bu.
hani yıllarca düşünmüştür arkadaş ne yazayım da insanlığa katkıda bulunayım...
gelecek nesiller aydınlansın diye.
oturmuş hamamcı teyze diye şiir yazmış.

sonra mesela bir film yüzünden ayaklanan ve bizim hamamda oğlanlar öpüşmez diye basın açıklaması yapan hamamcılar federasyonu başkanını düşündüm...
ki federasyonları bile varmış öğrenmiş olduydum.
sevgili hamamcılar federasyonu başkanı abi...
bizim hamamda tabi oğlanlar öpüşmez.
ben mesela tokatlı tellak aydın abiyle asla öpüşmem baştan belirteyim.

size nasıl anlatsam...
hanımkız arkadaşlarım akşam karanlığında kaldırımda karşılaşsa tokatlı tellak aydın abiyle yolunu değiştirir kuran çarpsın...
ilerleyen gece karanlığında ben karşılaşsam ben bile değiştirebilirim o derece.

sonracıma mesela hamada karılar nasıl bayılır diye ayı oynatıcılaraını düşündüm...
bu laf aceba nerden çıktı diye.
bi kaç teorim var bu konuda amma henüz kanıtlayamadım kanıtlayınca haberdar ederim sizi.

sonracıma kese bitti masaj başladı...
sabunu köpürtüverdi köpürtüveri aydın abi...
o ara ben gitmişim dalmışım yani...
bi uyandım aydın abi beni ayaklarımdan çekiyo sabun köpüklerinin üzerinde kayıyorum ama nereye gittiğimi bilmiyorum.

bi ara yine daldım...
bi uyandım...
sağ ayağım sol kulağımın yanından geçti orda bişeye çarptı aldırmadım...

yine dalmışım.
tokatlı tellak aydın abi beni uyandırdı...
tamamdır abi didi sırıtarak.
huylandım ama sesimi çıkarmadım.

kalktım gidiyorum sersem gibiyim mallaştım...
koştular abi ordan değil burdan git bi duş al didiler.
bıraksalar caddeye öle çıkıcam peştemalle o derece.

kendimi dışarı attım...
kanki hala içerde...
bi tabure attılar hamamın önüne...
oturttular beni bi soda tutuşturdular elime...
gelen geçen bana bakıyo...

şehrin göbeğinde hamammı olur kardeşim...
o ara bi hanım müşterimiz merhaba absalom bey didi...
merhaba didim baktı şöle bi.
yeni aldık buraya da bekleriz didim...
haha ha diye güldü niyeyse.

dışım pür-ü pak oldu yüzüme nur indi...
taburenin üzerinde otururken piki içi napiciğiz diye düşündüm.

o hamamın önünde o taburenin üzerinde...
kızdıklarımı öfkelendiklerimi vefasız dediklerimi beni yarı yolda bırakanları dipsiz kuyularda merdivensiz bırakanları düşündüm...

hepimiz hakkıında aynı tanrı hüküm verecek dedim...
affetmek büyüklüktür dedim.
hepsini affettim.

dışım arındı...
içim arındı...

bir de masaj yaparken kaburgalarıma yumruk atmasaydın herşey yolundaydı be tokatlı tellak aydın abi.