22 Aralık 2014 Pazartesi

FELSEFEM...

şimdi güzide arkadaşlarım malum ben bizim halkla pek iyi geçinemiyorum...
memleket ikiye bölündü biliyoruz lakin benim bir tarafla sorunum yok iki taraflada geçinemyorum...
halk ithal edelim...

bana diyolardı ki zemanında sen milletini küçümsüyorsun...
nasıl vardınız bu kanıya?
e eleştiriyosun...
ulan eşşoğlueşşek birincisi eleştirmek küçümsemek değildir öğrenemedinm i hala...
ikincisi japon halkını mı eleştiricem şili halkını mı eleştiricem fransızları mı eleştiricem bana ne onlardan...

efenim insanlarla sohbetimi bir süredir maksimum 10 bilemedin 15 dakka seviyesinde tutuyorum ve çok mutluyum...
bak böleyken seviyorum insanları...
amma 15. dakkadan sonra daralıyorum ve hemen müsade isteyip ayrılıyorum.

gerçi bu halkla hiçbizaman geçinemedim ben...
daha doğdum toplum kuralları baskıyı başlattı...
kardeşim bi durun daha bebeğim lan ben diyemeden ergenlik çağı geldi....
işte kırılma noktam bu oldu.

herkes öle bi aileden uslu düzenli prensipli zeki efendi birini beklerken...
zibidi serseri dağınık apık sapık bi ergen çıktı ortaya.
bi süre uğraştılar hizaya sokmak için...
baktılar olmuyo serbest bıraktılar beni.

arkamdan demediklerinmi bırakmadılar...
yaptıklarıma sinir olmuyolardı aslında...
nasihatlarına ayıplamalarına karşı benden tınnnn diye bi ses geldiği için bozuluyolardı...
kaale bile almıyodum...
bana ne ki.
ben daha o zamanlar kendi felsefemi oluştuurmaya çalışıyodum.
ve yıllar boyunca düşünce hayatım şekillendi ve kendi felsefemi oluşturdum.
bunu ilk defa burda açıklıyorum.
gerçi niççe gibi insanlığın beni henüz anlamaya hazır olmadığını düşünüyorum amma olsun...
birgün benim felsefem anlaşılacaktır ve insanlığa yaptığım katkı literatüre girecektir.

benden sonra felsefem stultıtıae laus diye anılsın...
türkcesi
iç şarabı öp arabı.

kıymetli arkadaşlarım tabi bir felsefe akımı oluşturmak boru değil takdir edersiniz...
yıllarca emek verdim ben bu felsefeyi oluşturabilmek için...
bi arkadaşa bi aralar parklarda banklarda yatmışlığım var demiştim...
yıldızlar en iyi okul diyolar doğru mu dedi...
çok hoşuma gitti bu laf.
düşündüm.

aslında böle süslü laflara aforizmalara felan ayarımdır...
buna evet en iyi okuldur diye net cevaplar vermem...
amma felsefemi oluştururken beni etkilediği kesin...
eh evrene olan ilgimde o günlerden kalma demekki.

sonra bi arkadaş sadece sevdiği insanlar için yazılarından vazgeçmek zorunda kaldı...
büyük saygı duydum...
ama içimde acıdı...
doğrusunu yaptın arkadaşım...
sevdiğin insanlar için sevdiğin birşeylerden vazgeçtin...
herşeyimle yanımdayım...

sonra bi arkadaş ben ölünce inançsız ana türbesi yapılsın bana dedi...
yok artık iyi bizde gelip çaput bağlarız dilek tutarız dedim...
yok orjinal bişi olsun dedi...
peki ben saz heyetini alır gelirim ud klarnet keman fasıl yaparız senin türbede olur mu dedim...
bak o olur dedi ahahaa
seviyorum kız seni.

sonra bi arkadaş bişiler anlattı bana bugün...
kızım sen karasevdaya tutulmuşsun dedim...
kara sevdaya tutulan zayıflar ayol ben kilo aldım dedi.
bu devirdeki karasevdalarda zayıflanmıyo kilo alınıyo dedim.
evet popo büyüyo dedi bana ahahaa
seviyorum kız seni.

bide çok kıymetli şen kahkahalı biri var...
sıkıntılı bu aralar...
onu es geçemem...
pek kıymetlisin nazarımda bilmelisin...
seviyorum kız seni.

bide şahane bi anne var...
müthiş bi anne entellektüel güzel donanımlı...
onca kitap okudu don kişotu okumadığı için hayıflanıyodu nihayet başladı ahahaa
daha dur erasmus var.
solohov var yandın valla sen...
seviyorum kız seni.

bide aslında kıymetini bilmez bendeki arkadaşta...
öle bi haldesinki dünya yansa sigaranı uzatıp yakacaksın gibisin gerçekten böle misin dediydi..
bilmem o haldemiyim amma ıssız adaya düşsem sigara çakmak yeni rakı isterim mesela yemek felan istemem...
valla şaka değil.
seviyorum kız seni.

şimdi....
evet şimdi.
güzide arkadaşlarım ne yazdığımı unuttum iyi mi...
yukarı çıkıp ne yazdığıma bakmak beni yoruyor o yüzden bakmayacağım...
felsefemi ve halkımı anlatıyordum onu biliyorum nasılsa.
e fikirlerimde aynı.
ne diye yorayım kendimi.

dedim ya size beynim bunca saçmalığı algılayamadı ve kendini kapattı...
beyin detoksuda denebilir buna...
abinin evlerinde zor tuttuğu beline çarşaf sarıp kefen giydik uleyn diyen halkımın yarısıyla sorunum var...
vasatlık bayağılık yoruyor beni.

abinin evde tutamadığı ve nefret ettiği diğer halkımlada sorunum var...
fotokopi makinesine koy çek herşey aynı sorunları sıkıntıları kaygıları.
kibir hırs ve bayağılık yoruyor beni.

amma yukarıda örneklerinide verdiğim güzel insanlar var bu memlekette...
bu kıyıdanda karşı kıyıdanda...
onlar özel.
onlar istisna.

velhasılı...
insanlarla ilişkimi minimumda tuttuğum için böle bi huzur geldi üzerime...

biri ne lan bu saçmalık diye bağırsa...
gel kardeşim nedir sorun otur bakayım 15 dakika zamanın var diyorum...
15 dakika sonunda o mutlu ayrılıyo...
ben de mutlu oluyorum.

bilgeliğe ulaştım ben galiba...

budizmde malum rahipler köy köy dolaşıp...
budhanın yeniden vücuda geldiği çocugu ararlar...
budha ölür ama ruhu ölmez yeniden bir bedende dünyaya gelir hani.
sonra o cocuğu bulurlar.
ulan birine kırk kere budha dersen budha olur.

şimdi o rahiplere sesleniyorum burdan...
pek kıymetli rahip kardeşlerim....

hep sizin köylerde aramayın biraz bu taraflara gelin.
bizim köylere.
global dünya nede olsa...

ben sizi alayım akdenize karşı bi sofra kurayım...
söliyim rakıları azcık keman azcık cümbüş azcık darbuka...
bir saat sonra hep beraber öyle kolay değilllll unutamazsınnnnnn şarkısını sölemiyosak bana da absalom demesinler.

gecenin sonunda çorbacıda kelle paça tuzlama yerken...
yaşa başa bakmadan ulan bu sefer budhanın ruhu bu kazık kadar tipsiz şaşı adama girivermiş yapıcak bişi yok diye beni yeni budha ilan etmezseniz banada absalom demesinler.

güzide arkadaşlarım...
satırlarıma son verirken bana kalbiniz kadar temiz bu sayfayı ayırdığınız için teşekkür ediyorum...
özlemle hasretle kucaklıyorum.

allegorice tropologice et anagogice allegoria

türkçesi şudur...

seviyorum ama kimi
en tatlı birisini
nasıl anlatsam sana
ilk harflere baksana.

bu mudur.
budur.

umuyorum bi delilik yapmam.