1 Temmuz 2015 Çarşamba

VALLAHİ BİLLAHİ BİLECUKLUYUM...

şimdi güzide arkadaşlarım uzunca bir dönemdir kendimi durgun bir göle duru bir suya çevirmeye yönelik çalışmalarım sürüyor.
hani hasbelkader gelen olursa desin ki huzur buldum bu dinginlikten.
tek derdim budur hedefim budur.

suriyeyi felan yazmayacağım merak etmeyin...
çok isteyen ısrarla eşe dosta yıllardır tavsiye ettiğim wag the dog filmini bulup izlesin bi zahmet...
anlayacaklardır o zaman bu dandik savaş felan senaryolarını.

bide abi sen kolay mı sandın bu işleri...
iki ayyaş yapmış benim neyim eksik ben hayda hayda yaparım mı sandın.
of be abi eşin dostun jöleli jölesiz danışmanların anlatmıyolar mı sana bu işler boru değil.
zaten sen suriyeye girmeden suriye bize girdi farkındaysan sayende.
neise.

kıymetli arkadaşlarım ben bişeyi bi yeri birini sevdim mi severim...

mesela bi dönemki fötölarımı buldum bi ara bi baktım ki partilerde düğünlerde yemeklerde yıllarca hep aynı kravatı takmışım...
bildiğin hafiften eskimiş püskülleri çıkmış kravatın.

kardeşim bi cüzdan aldı getirdi ültfen artık değiştir şu cüzdanını dedi...
sarıldım cüzdanıma lütfen bizi ayırma duygusal bi bağ var aramızda dedim.
kes lan rezil oluyosun dedi ve aldı çöpe attı...
baktı çöpten alıcam aldı götürdü artık bulamayacağım bi yere attıydı muhtemelen.

bi mekanı severim başka bi yere gitmem her daim ordayımdır...

bir insanı severim herşekilde yanında durmaya çalışırım her şekilde ama beni kırsa da üzse de koşulsuz...
eh tabi bi yere kadar.

bir kadını severim mesela...
elimden geleni yaparım kollarımı açıp gitme derim...
taktikler uygulayamam önce o arasın az aramayım kıymetli olayım seni seviyorum demeyeyim şımarmasın ben mesaj yazdım sıra onda hayatta olmaz yazmam gibi taktikler kullanamam...
istesem de yapamam yapamıyorum yani denedim.
yapmakta istiyorum ama beceremiyorum.

düz severim.
meşelikten olsa gerek.
sadece severim.

bu tekniklerin ve taktiklerin işe yaramadığını sölemiyorum kesinlikle işe yarar yarıyor da zaten.

ama ben yapamam.
ölecene seviyorum ben.
sevdim mi ölecene seni seviyorum diyorum.

hobilerden açılıyo bu aralar sohbetler hep...
ben de burdan açıklamıştım daha önce dost meclislerinde de aynı şeyi sölüyorum.

çünkü hobisiz olunca insan kendini eksik hisediyo maşallah herkesin 20 şer tane felan hobisi var abi.
çoğu da çakma hobi de hastir diyemiyosun işte.
ay ne güzellll felan diyosun.

tekrar edeyim o zaman...
benim hobim güzel kaliteli insanlar bulmak...
onlarla aynı sofrayı paylaşma hayali kurmaktır.

geçen bi arkadaşla yazışıyoruz tesadüfen tanışmıştık bu hobimden bahsettim...
işin çok zor dedi.
aslında işim zor değil.
onu bulmuştum mesela...
sadece o henüz farkında değildi.

mesela ben bu blok denen merette ne kaliteli insanlar buldum halbüküsü.
belki de onlar beni buldu.
ne farkeder ki.

dedim ya takıldım mı takılırım diye...
bu aralar fazıl say serenad bağcanın dört mevsimine takıldım...
bir dinleyin nolur.
oy oy oyyy.

veee ben denizde bi gemi...
dalgalar vurur beni.

o kadar aradım şevval sam harici içime sinmedi...
şevval sen de nolur her şarkıda detone olma nolur bak rica ediyorum.
hayır azcık sana yaklaşan olsa onu tercih edicem ama...
türküyü nerde dallama var onlar sölüyo.
dallamalrı pek sevmiyorum biliyosun.
annene söle bişiler yap şu detone işini bi çöz olur mu.

ve muhteşem bi şey daha önericem bu dandik dünyada kıymetli arkadaşlarım...
al pacino..
abi ellerinden öperim önünde saygıyla eğilirim...
neler yapıyosun sen böle.

danny collins i mutlaka seyredin kıymetli arkadaşlarım...
ben anılarımı depreştirdim ve scarface i izledim üstüne...
godfather ı zaten saymem bile bu kategoriye dahil etmem.

neise...
işte günlerim böle geçiyo kıtmetli arkadaşlarım...
keyifliyim berrak bir su olmak yolunda çalışıyorum...
sakin bir liman mesela gayet römantik geliyo kulağa.

bi kıymetli arkadaş nasıl uyuyorsun diye sorduydu...
ben de açıyorum bi belgesel sonra kıçımı dönüp bilgisayara uyuyorum dedimdi.
ses olsun belki bilinçaltıma girer bişiler diye.
yok yahu aslında evrenle ilgili merakımdan sırf.

o zaman götün senden daha kültürlü dediydi ahahaa
sevgili arkadaşım belgesel seyretmekle kültürlü olmuyosun bi kere eşek..
o zaman sen de bundan sonra götümle muhattap ol o daha kültürlü ddim.
ne diyim.

takıntılarım hep sürecek bunu değiştiremem güzide arkadaşlarım...

sevdiğim bi kızdan o benden vazgeçene kadar vazgeçmeyeceğim...
sevdiğim cüzdanı kardeşim atana kadar sevmekten vazgeçmeyeceğim.
sevdiğim bi dosttan o artık benim götüm kalktı kardeş kötü günde yanımdaydın ama şimdi iyi günler lay lay haydi hoppa diyene kadar vazgeçmeyeceğim..

hayatı yavaşlatamak lazım...
izin günü gelecek aybaşı gelecek yılbaşı gelecek onun doğumgünü gelecek diye vızır vızır geçiyo zaman...

aman o hobim olsun aman bu etkinliğim olsun aman bi dakka boş kalmayayım diye diye geçiyo zaman...
ömür geçiyo kardeş.

bak temmuz girdi.
şaka gibi.

ben bi kıymetliye yılbaşında post cart atacaktım temmuz oldu abi...
bir koşturma bir telaş.

hayatı yavaşlatın...
bırakın şu moda akımı hobim mobim fobim derken kendinize zaman ayırmıyosunuz...
kendinize zaman ayırın.
hayatı yavaşlatın.
kendinize zaman ayırmaktan korkmuyosanız tabiki.

kendinze zaman derken de...
bilgisayar başında telefon elde değil abi.
bi dur.
bi dur.
bi sakin.

hayat geçiyo harala güreleyle
ömür geçiyo bi dur.


bide karikatüre çok gülüyorum bu aralar...
kardeşim ben bilecuk doğumluyum yahu ahahaaa
vallahi.

laz burnum var laz damarım var o ayrı...
amma bilecukluyum.

ha kültürlü götüm nereli.
işte onu bilemeyeceğum.

benle konuşmuyo bu ara...
benle değil de onunla muhattap olan arkadaş sorsun öğrensin bana da iletiversin bi zahmet.


bazen oturduğum yerde
kendi kendime dalıp giderim
bulanık geçmişimle
genişleyen halkalar çizerim
gölünüze taş düşerim
gözünüze yaş düşerim.

düşerim.

düşerim yani.


ben ne yazacaktım yahu ahahaha
bişi yazacaktım da.
bilemedim şimdi ne yazacağımı iyi mi.


takalım hunileri o zaman.
yapıcek bişi yok.

9 Haziran 2015 Salı

KENDİMLE DERTLEŞME...


şimdi güzide arkadaşlarım şu slav ırkıylan ilgili yazıyı yazdığımdan bu yana garip mailler alıyorum...

genel olarak içerik şöle...
allah belanı versin sen kendini ne sanıyon kendi koca götüne göbeğine bak allah belanı versin ne alçak adamsın kendini beğenmiş ukela allah belanı versin.

bu içeriklerden anlıyorum ki beni tanıyan biri yada birileri...

ben de kendi kendime dedim ki tanıyanlar tanımayanlara anlatsın demeyeyim.
beni tanımayan arkadaşlar var oturayım kendimi yazayım.
kendimi anlatayım.

kıymetli arkadaşlarım fiziksel olarak ben bildiğin çirkinim.
evet.
kabullendim bunu yapıcek bişi yok.
kendimi böle seviyorum muhabbetine girmeyeceğim ahahaa
o nedir ya allasen.
kendimi sevsem ne sevmesem ne.
neise.

efenim yaş artık kemale ermekte...
evet bir göbeğim oldu artık bildiğin göbeklendim yav.
saçlarım dökülüyo nerdeyse kel kaldım.
burnum iç anadolunun kıraç topraklarıyla karadenizin meşhur burnu karışımı boktan bi burun.
gözlerim şaşı.
hele iki kadeh içince sol göz ayaklanıyo arşa doğru kayıyo.
tamamen bağımsız fevri alıyo başını gidiyo.

fi tarihinde bi hanımkız gözlerindeki labirentlerde kaybolmak istiyorum dediydi.
ben de bi hafta aynada gözlerimdeki labirentleri aradımdı.
yokmuş benim gözlerimde labirent mabirent.
bildiğin sıradan labirentsiz gözmüş kahrolarak öğrenmiş bulunduydum.

zengin değilim asla da olamayacağım...
ben bir kazandım 2 yedim 3 kazandım 5 yedim 10 kazandım 15 yedim...
nası zengin olacağım hayatta olamam.
dikili bi ağacım bile yok.
gerçi var lan 3 tane kaysı ağacım var yalan yok.
ha meyve veriyolar mı o kadarını bilmiyorum işte.
yerini sorsan gidip bulamam.

hiçbir yeteneğim yok...
el becerilerim sıfır ampul bile takamam hamarat türk erkekleri gibi elimde tornavida evin işlerini yapamam...
benim suçum değil ki darwinin suçu.
ben napiyim.

hobim yok...
aslında var...
kaliteli insanlar bulmak ve onlarla rakı sofrasında keyifli sohbetler yapmak hayattaki tek hobim.

spor yapmam...
etkinliklere katılamm.
konserlere gitmem.
sinemaya gitmem.
bi kafeye oturup iki kahve içmem.

duygusal ilişkilerde o kadar berbatım ki.
bi zaman beraber olduğum hanımkız kız alışveriş merkezinde gezerkene mangalların yanında meşe kütüğü gördü...
bildiğin meşe kütüğü.
ve satın aldı.
kasiyer kıza da benimkine evde eşlik etsin arkadaş olsun diye alıyorum dedi.
daha ne anlatayım.

başka bi hanımkız yeter artık bizde normal sevgililer gibi yapmalıyız diye trip atınca şunu farketmiştim...
normal sevgililer ne yapar bilmiyordum.
hakkaten ne yapar.
hala da bilmem.

serserinin önde gideniydim...
felsefemi artık biliyosunuz iç şarabı öp arabı.
yıllarca nerde akşam orda sabah yaşadım.
2 ay evime gitmediğim zamanlar oldu.
arabada parklar bahçeler genel müdürlüğüne bağlı banklarda uyumuşluğum var.

tüm bu olumsuz huylarıma rağmen...
kadınlar beni sevdi.
evet inanılır gibi değil ama çok kaliteli kadınlar beni sevdi.
ben onların aklından zoru olduğunu düşünürüm hep.
yani evlat olsam sevilmem lan ben bu nasıl iştir.

sevmeklede kalmadılar bana önem verdiler değer verdiler emek verdiler...

yıllar içerisinde bi teori geliştirmiştim...
güzel kaliteli kadınların beni sevmeleri bu teorimi doğruluyo güzide arkadaşlarım.
kadınlar çirkin sever.
öle yani beni sevdiklerine göre.

bi arkadaşım onları sallamıyosun ondan ayar oluyolar ayrılamıyolar dediydi...
halbüküsü ben onları sallıyodum.
fekat aramıyodum sormuyodum doğru.
bu da aman karizma olayım cool takılayım diye değil.
unutuyodum.
tenbeldim üşeniyodum.
onlarda beni cool sanıyolardı.

yüzüme karşı bir bilmece gibisin diyen hanımkız oldu kardeşim şaka gibi.
şarkı gibi ahaha.

çözemiyolardı çünkü çözülecek bişi yoktu.
ben çözüktüm zaten.
ama hanımkızlar sevdikleri adamın illa gizemli karmaşık çözülemeyen olmasını istedikleri için...
çözemedim deyip duruyolardı.
çözük oğlanı çözmeye çalışmak gibi beyhude bi hevese kapılıyolardı.
e tabi çözük bişi tekrar çözülemeyeceği için uğraşıp didinip duruyolardı.
akabinde direk depresyona giriyolardı.

evet kabul ediyorum alçakgönüllükle hanımkızlardan çok ilgi alaka gördüm çok şımartıldım...
nedeni dediğim gibi çirkin sev sendromu olduğunu bilmeme rağmen.

evet kabul ediyorum...
çocuğuna benim adımı koyan ama işallah huyu benzemez demeyi ihmal etmeyen hanımkızları sevdim...
çocuğuna benim sevdiğim kız isimlerini koyan hanımkızları sevdim.
sebebini anlayamasamda bunlar tabiki gurur veren şeler.

şimdi maillerden girdik nerden çıkacağımızı unuttuk kıymetli arkadaşlarım...

geçenlerde daha nerdeyse çocukken beraber olduğum bi hanımkızla karşılaştım...
tesadüfen çalıştığım yere geldi.
a aa dedik tabi sarıldık vay be yıllar geçmiş aradan dedik.

sonra oturduk bi yere iki kadeh içtik...
evlenmiş kızı olmuş nerdeyse genç kız.
bana ne dedi biliyo musunuz.

ben de ne eksikti.

haydiii
şimdi cevap ver bakiyim.

yine fi tarihinde yıllar önce yazlık bi ilçede...
en popüler kimseye pas vermeyen hanımkız kafayı çekip bizim eve gelmiş...
ilçenin yarısıyla beraber oldun lan hayvan herif ben de ne eksik diye bağırmıştı herkesin içinde bana.

yavrucuğum sizde bişi eksik değildi herşey fazlasıyla vardı ben de bişi eksikti dicem...
sorun sende değil ben de gibi olucak kıçımla gülerim lan ben kendi sölediğime.

o dönemlerimi anlattı utandım kuran çarpsın hiçbirini hatılamıyorum...
ben bunları yapmış olamam dedim evet evet yaptın dedi böle gözlerimdeki labirentlere bakarak.
aslında sadece sağ gözümdeki labirente bakmıştır.
sol göz gezmeye çıkmıştı o ara.
attaya gitmişti.

3-5 gün sonra beni aradı ve görüştüğümüzü annesine babasına teyzesine halasına amcasının kuzenine tüm arkadaş grubuna anlattığını söledi...
arkadaş grubu hariç tüm aile beni tanır.
ve hepsi benden nefret eder.

garipsedim.
neden ihtiyaç duydun dedim.
ben dürüstüm neden saklıyım dedi.
yani sen şimdi durduk yerde aileni arayıp ben absalomla görüştüm mü dedin dedim.
evet ne var dedi.
kızıma da anlattım dedi.
telefonu kapatmak istedim lakin bi centilmen olduğum için kapatamadım.
ne anlattın dedim.
hovardalıklarını dedi.

bu kelimeyi mi kullandın dedim.
evet ne var dedi.
aşkolsun dedim.
ne diyim.

tekrar deneyebiliriz dedi.
işte burda durdum.
derin düşüncelere daldım.
elbet bu sendromu da çöziciğim.

hepsi üstüste geldi ve ortaokulda beraber olduğum başka bi hanımkız...
ortaokulda nasıl beraber olunur lan işte bakışmalar tripler felandır heralde ne biliyim ben ortaokuldayken alpaslan anadolu kapılarına dayanmıştı girmek üzereydi.

ben seni unutamadım dedi.

sevgili kardeşim neyi unutamadın ya neyi unutamadın...
ben sümüğünü sıranın altına silen bi bebeydim o zamanlar.
neyi unutamadın.

bunlarında üstüne yine eskiden beraber olduğum bi hanımkız yine çalıştığım yere şak diye geldi kocası ve çocuğuyla.
o günden sonra 3 güne bir geliyo.

şimdi bana mail atan arkadaşta dahil burdan açıklıyorum...
kıymetli arkadaşlarım ben bu gönül işlerini bıraktım artık.
unumu eledim eleğimi duvara astım.

çünkü beceremiyorum.

tabiki sevilmek sayılmak önemsenmek güzel şeler amma...
bitti artık.

doğanın bana vermediği bi yetenek bu...
evrim ben de bu konuda sıkıntılı işlemiş.
olmuyo beceremiyorum.

ben bana arkadaş diye alınan meşe kütüğüyle mutluyum...
arada içiyoruz dertleşiyoruz.
sohbet ediyoruz.
mutluyuz biz.

olmayan bişi olduralım diye bi çaba sarfetmenin manası yok.
aynen bu moddayım.
haydi osman flemenko.
ben bilemenko.

üzdüğüm kırdığım incittiğim her hanımkız için buradan kendilerinden özür diliyorum.
önümü ilikliyor ayağa kalkıp saygıyla selamlıyorum.
her birinin bana bir katkısı vardır.
her birinin nazarımda bir yeri vardır.
en kötü ayrılıklar yaşadıklarımın bile.
hepsine sonsuz derin bir saygı duyuyorum.

lakin.
bırakınız artık bir güzel hayal olarak kalalım.
bırakınız bir güzel hatıra olarak kalalım.


sol gözüm artık bana baskı yapmaya başladı...
ben gezmeye gitmek istiyorum diyo.

eh haydi osman o zaman.
flemenko.

bu işler tuhaf işler diyorum.

ben bilemenko.

24 Nisan 2015 Cuma

MUSALLAT OLDULAR SAKİNE...

şimdi güzide arkadaşlarım benim yaşadığım mahalleye küçük moskova diyolar.
ama öle nataşa yataşağa geyiklerini bırakınız reca ediciğim bitti o işler.
burada resmen bir ırk karışıyo.
türk oğlanlarının neredeyse tamamı bir slav hatunuyla evli.
ve ortalıkta sarı sarı renkli gözlü büssürü velet.
pekte sevimliler yannız.

eh tabi dillerde karıştı buralarda...
herkes yarı rusca yarı türkçe konuşuyo.
ve bu mahallenin türk hanımkızları derin bir kriz içinde.
malum anlatmaya gerek yok slav hanımkızlar pek ciddi bi rakip.

bizim hanımkızlar maalesef teşhiste yanılıyolar ve teşhiste yanıldıkları için tedaviyi yannış yerde arıyolar.
olayı sadece slav hatunların fiziksel üstünlüklerine bağlıyolar ve yarışta onları yakalamak için fiziksel angajmanlar yapıyolar...

mesela geçen yürüyen merdivenden çıkarken önümdeki türk hanımkız azıcık arkasını döndü bana doğru gözgöze geldik ben de meraba dedim...
lakin gözgöze gelip meraba dediğim hanım kızın kafası değilmiş..
göğüslerini o kadar büyütmüş ki insan kafası kadar olmuş ve ben doğal olarak centilmen ve sempatik biri olduğum için meraba demiş bulundum.

sonra bi başka hanımkız gördüm dudaklarını o kadar şişirmiş ki jules verne in kulakları çınlasın bin hatunun dudaklarına balonla 5 hafta afrikayı gez o derece.

biri elinde bildiğin büyüteçle dolaşıyodu yemin ederim önüne bişi koyduk böle büyüteci tutyo felan yazıya...orjinal olacak ya...sorsan sarlok holmsun baldızıyım der...bizim görümceler kardeş der...ne dicek.

biri slav ırkının özelliği saçlarını sapsarı yapmış amma sevgili hanımkız kardeşim ten esmer nolucak şimdi...sulukule tadında olmuşun sen.

işte bunlar hep teşhiste yanılmadan kaynaklanıyo kıymetli arkadaşlarım...
olayı sadece fiziksel üstünlük olarak gördükleri için bu yolla başa çıkmaya çalışıyolar.

fakat olay sadece fiziksel üstünlük değil ki...

şahsen ben fi trihinde bu slav ırkının kökenlerini araştırmak için bulgaristandan girdim karadeniz kıyılarını dolaşa dolaşa gürcistandan çıktım...
aslında ters oldu yav bulgaristandan çıktım gürcistandan girdim melekete yani.

efenim bu slav ırkı hakkındaki filolojik dilolojik arkeolojik psikolojik nörolojik mitolojik araştırmalarım sonucu olayın sadece fiziksel üstünlük olmadığını biliyorum.
istisnalar tabiki var amma genel olarak sempatikler soğuk görünmelerine rağmen acaip sıcakkanlılar...

ama en önemlisi bizim hanımkızlarımızın yaptığı gibi oğlanların hayatını çileye çevirmeye ant içmemişler küçükkene...

ben bizim hanımkızların küçükken gizli bi tarikata üye olduklarını ve istisnasız her hanımkızın oğlanlara eziyet etme sanatı...
garibanlara ızdırap çektirme teknikleri 
doğduklarına doğacaklarına pişman etme bi gün yüzü göstermeme konularında uzun yıllar eğitim aldıklarını düşünmekteyim.

tabi slav halkı cahil ve fakir olduğu için kızları küçükken böle eğitimlere gönderemiyolar...
ve eğitim alamadıkları için slav kızları oğlanları ezmek oğlanların canına okumak oğlanları süründürmek gibi müthiş zevklerden mahrum kalıyolar.

bide ayar olduğum bişi var sölemeden edemicem...
artık literatüre bile girdi...
avrupaya gittim ya da bi yabancı geldi nerelisin diye sordu türküm dedim...
inanmadılar....
ay vallahi inanmadılar...
italyan olabilir fransız olabilir portekizli olabilir ama türk mü ay hayatta inanmam dediler...

sevgili kardeşim bu ne ki şimdi...
bi kere direk 1-0 yenik başlıyosun konuya...
ben ne italyanlar gördüm ne fransızlar gördüm...
hele portekiz...
portekizliler kadınların çirkinliği yüzünden kendini okyanuslara attı da onca keşif yaptı amerikayı bile bu sayede keşfetti lan...
ne portekizi.

fi tarihinde saçını kızıla boyayan bi arkadaşım ay durakta beklerken beni rus sandılar arabalar hep korna çaldı dediydi...
tuhaf bi şekilde baktıydım kıza.

iyi de canım kardeşim senin boy 1.50.
sadece boy böle olsa bişi demicem kalca 1.40.
makisin sen yahu akdeniz bitki örtüsüsün ayıp değil ki.
senin ayrı bi çekiciliğin var.

ama neden bu beni rusa benzettiler muhabbeti.
yapmayın etmeyin kıymayın kendinize...

biz 30 lu yaşlarda göbek bırakıp...
türk kası olum bu diye öğünen bi milletiz...

yemeğin salçalısı kadının kalçalısı diye atasözleri üretmiş bi milletiz.
böle sevelim kendimizi.

fiziksel şeler genetiktir boşverin ben bayılıyorum türk kızlarının genetiğine...

amma diğer konuda bi düşünmek lazım...

dedem anlatırdı...
mitolojilerin hep bilinmeyen öne çıkarılmayan bi gerçeği vardır derdi...
dedemin anlattığına göre...
leyla sırf eziyet etmek için mecnunu çöle düşürmüş...
azcık burnu sürtsün diye...
sonra gitmiş mecnuna...
tabi balataları sıyıran mecnun leylayı görünce tanıyamamış...
kim lan bu çirkin karı sibel can mı demiş...
ben istemiyorum sibel canı bana leylamı getirin demiş.

çölde oluyo bide bu olaylar.

halbüküsü leyla mecnunu çöle düşürdükten sonra 7-8 kişiyle daha takılmış...
her ayrılıkta kendini yemeğe vurmuş stresten...
sonra koca götlü leyla diye dalga geçince mahallenin çocukları...
dur lan benim yüzümden salağın biri çöllere düştüydü gideyim onu bulayım bari demiş.
o salak beni koca götümle bile kabul eder.

tabi mecnun az çakal değilmiş...
bu numarayı yememiş işi deliliğe vurmuş.

ben bilmem 
dedemin yalncısıyım ben.
bide böle hikayeler anlatan bi dedenin torunuyum ben...
valla bilemiyorum karar sizin.


şimdi kıymetli arkadaşlarım...
seçimler geliyo...
ben oyumu bunlara vermek istemiyorum ama başka adam mı var kime vereceğim diye dolanan çok şu ara biliyorum.

madem illa bi tiktatöre vereceksiniz kuzey koreli abi kim jong un a verin kardeşim.
pek sevimli yav.
hani saçlar felan.
arkadaş nükleer bomba atsa sonra gelse o sevimlilikle ben atmadım obama attı vallada billada dese ben inanırım yüzünden nur akıyo.
al kucağına oturt sev o derece.

lakin ben muhitimden dolayı bu seçimlerde oyumu tiktatör putine vereceğim.
artık siz oyunuzu hangi tiktatöre verirsiniz orasını bilemeyeceğim.


adam kim yiğit kim
doğru kim dürüst kim
kim kim kim kimmm
bızıroğlu vladimir putinnnnn
bir bilge adam
bir yiğit adam
peh peh peh
hey hey hey


musallat oldular sakine.





8 Şubat 2015 Pazar

İNAT...

şimdi güzide arkadaşlarım geçen bi abimle konuşuyoruz...
ne o lan ekşın mekşın olurdu sen de dedi...
bu ara ses yok...
absalom yine şu zibidiliği yapmış komşularrr diye havadis alamıyoruz sağdan soldan didi.

abi didim bıraktım ben o işleri...
hadi len didi alışmış götte don durmaz.

çıkardım attım donu didim düşüp duruyodu alışkın olmadığı için..
yaşlanıyosun sen olummmm didi.
ben sana demedim mi bu kadar hızlı gitme ilerde bıkarsın eşcinsel olursun sen demedim miiii didi ve garip bir kahkaha attı.
derhal derin düşüncelere daldım.

evet kadınlardan korkuyorum artık...
din dil ırk farketmez her kadının içinde bir yaratık vardır saklanır ve günü geldiğinde ortaya çıkar sıçar kalırsınız...
bunu biliyorum.

eşcinsellerle problemim yok homofobik değilim...
lakin oğlan ırkını sevmiyorum abi benden eşcinsel olmaz yani.
beş cinsel olur keş cinsel olur ama eşcinsel olmaz...
yok olsa dükkan senin didim.

insanlar alışmışlardı tabi dedikodu yapacak bi havadis almaya absalomdan şaşırıyolardı şimdi...
halbükü ben şu fani dünyada yeterince rezillik kepazelik yaşadım kendimi çok ortamda rezil ettim daha ne kadar edebilirim ki  a dostlar.

yalanlar söyledim hertürlü sıvıyı denedim arsızlık zaten diz boyu...
hırsızlık bile yaptım...
parasızdım eve dönemiyordum gururum vardı kaldığım pis bi pansiyondan parasını ödeyemediğim için kovdular beni...
beyada küfür ettiydi pansiyonun sahibi pezevenk bak hislendim şimdi...
ben de bitli bir battaniye çalıp banklarda yattım parklarda.

şimdi sesimi hırıltılı çıkararak...
elimi çeneme koyarak ve uzaklara dalarak...
evet kıymetli arkadaşlarım hayatın anlamını o banklarda öğrendim ben dememi bekliyosunuz dimi...
yıldızları işte o an keşfettim dememi.

yok lan.
götüm donuyodu kuran çarpsın tir tir titriyodum...
bide o çaldığım battaniyeden bit mi pire mi ne kaptım anasını satayım...
bitle pire ayrımını bilmiyorum bu arada ben.
ikisinden biridir muhtemelen ne bileyim ben.
fena kaşındırıyodu ama onu biliyorum bak.

kendini rezil etme sanatında ustalaştım gittikce...

onlarca şehir değiştirdim...
şehre ilk gittiğimde 3 şey arıyordum hemen...
bir çiçekci...
bir tekel bayi...
bir meyhane.
üçünü buldum mu hah tamamdı o şehir benim için güzeldi...

doğunun sınıra yakın bir şehrinde yaşayan gariban bi çicekci apartman dikti lan benim sayemde...
yolda birini görüp aaa ne güzel kız desem içimden...
telefon açıyodum çiçekciye...

elinde ne var abi...
biraz menekşe biraz gül biraz nergis biraz deve tabanı...
saksı var mı saksı.
yok ama dikeriz saksıya sen söle abi.
tamam saksıya çok acil karanfil dikin şu anda şu caddede şu istamakete yürüyo osmana söle koşsun yapıştırsın eline versin saksıyı kızın...
anlaşıldı tamam.
anlaşıldı ne erhan abi anlaşıldı ne saksıyı verince kıza beni arayın sitop.
anlaşıldı absalom sitop.
piki tamam sitop.
akşama içelim erhan abi sitop.
tamam sitop.

efenim bir gün çalıştığım yere saksı gönderdiğim kızlardan biri annesiyle geldi ellerine almışlar kocaman saksıyı...
kaçtım tabi ben hemen...
kadın beya bağırdı kızımın iffetiyle oynandı diye..
halbüküsü saksı be abla ne iffeti.
aşkolsun didimdi içimden ve bi daha o kıza küstüm saksı maksı göndermediydim cezasını çeksin diyerekten.

yine fi tarihinde bi kıza saksı göndericem...
bu sefer beya amazon ormanı gibi bi saksı ama kamyonetin arkasına yüklemişler anaaa kız evde yok...

absalom abi sitop zili çalıyoruz şu anda kapı açılmıyo sitop...
kırın lan kapıyı sitop...
abi çelik kapı kıramayız sitop...
beklemede kalın sitop.

alooooo
nerdesin cerensu bakiyim
kuafördeyim saçlarımı taratıyorum
hangi kuafer bakiyim
melisasu kuafer napcen be a aaa ben sana küsüm hem.
ben de sana.

alo osman sitop...
evet abi sitop.
hedef değişti sitop koordinatları veriyoruyorum sitop melisasu kuafer sitop.
temem abi sitop.

o saksı o kuafere gitti güzide arkadaşlarım kapıdan sokamamışlar mecburen yatay sokmuşlar saksıyı...
iyi de sonra nolucek dimi ama...
kız saksıyı nası eve götürecek kuafer o yatay duran saksıyı napicek...

absalom abi ben osman sitop dediğin gibi saksıyı zorla soktuk hemen kaçtık beya bi küfür ettiler be abi gücüme gitti sitop...
tamam osmanım kederlenme ben intikamını alıciğim sitop.

hahaha kıyamam yav osmana çok kahrımı çekti vallaha.

efenim beyoğlunda yaz günü kaşköl takıyordum boynuma ve bar bar dolaşıyodum düşünebiliyo musunuz...
elimde pipo...
büssürü izm le biten kelime ezberliyordum gündüz...
akşam barlarda hangi cimlede kullansam ki diye düşünüyoırdum derin derin daha ne kadar rezil olabilirim ki...

aynı gece hem klas bi bara hem klasik rum meyhanesine ardından pavyona gitmişliğim var lan boynumda kaşköl.
daha ne kadar rezil olabilirim ki.

kötü bi alışkanlığım vardı gittiğim barlarda canlı müzik yapan solist kıza 3. dubleden sonra direk aşık oluyodum...
2.dubleye kadar hiçbi sorun yoktu ama o 3. duble yok mu ah o 3. duble.
iyi kötü çirkin farketmez...
sesi berbat olsun farketmez...
direk oluyodum.
aşk bu.
hikmetinden sual olunmaz ya rab.

olmakla da kalmayıp ileri gidiyor ve yüzsüz olduğum için ilan-ı aşk ediyordum...
bütün mekanı susturup ayağa kalkıp mikrofonu alıp şiir okumuşluğum var abi...

pek kıymetli arkadaşlarım.
komünüst didiler bana...
ırkcı didiler...
yobaz didiler...
dinci didiler...
ateist didiler...
herkes bişi didi.

ahlaksız didi...
arlanmaz didi...
uslanmaz didi
bi baltaya sap olmaz bundan didi...
varsın desinler...
benim bir baltaya sap olmak gibi bir hedefim hiç olmadı ki...

üzdüklerim kırdıklarım affettsinler beni yeter ki...
ben herkesi herşeyi affettim.
hakkımı helal ettim.

onlar da beni affetsin.

çok eski tanıdığım bir arkadaşım hamileydi kızı olacaktı...
adı ne olsun dedi.
elif dedim.
öykü dedim.
iki isimde benim için önemliydi.

tuttu ikisini birden koydu kızına...
elif öykü.

onca kepazelik yaptım şu hayatta...
ama derler ya...
bu memlekette herşey olabilirsin...
kepaze olamazsın.

bakıyorum etrafa...
bakıyorum ekranlara...
ben kepazelikte bunlarla başedemem usta...
kepazeleğin ustalık çağı bu çağ.


amma...
bu memlekette elifler var pırıl pırıl...
öyküler var.
elif öyküler var daha iki yaşında gözleri mavi...
nazım gibi...
yedirmezler öle kolay kolay kimseye bu memleketi.

evet...
herşeyin sorumlusu benim itiraf ediyorum...

benim dii mi?

allahım bizi tüm kepazeliklerden koru...
sana söz...
amin demeyi öğreneceğim.

elif öykünün mavi gözleri hatırına.
inadına.

inadına.








13 Ocak 2015 Salı

GEN...

şimdi güzide arkadaşlarım ben ergenlik zemanında beya düşünürdüm...
oturur düşünür kalkar düşünür yerken düşünür içerken düşünürdüm...
her boku düşünürdüm.
düşünmeyi bile düşünürdüm.
düşünüyorum o halde varım felsefesini benimsemiştim.

sonra kendi halkıma baktım...
elin oğlu düşünüyorum öleyse varım diyodu...
benim kıymetli halkım düşün düşün boktur işin diyodu...
kime inanacaktım.
tabiki halkıma.
bide bana halkını küçümsüyosun derler.

ve düşünmeyi o an itibari ile bıraktım.
yıllardır düşünmüyorum.
çokta rahatım.

efenim benim bilimle aram iyidir ama genetik biliminden nefret ederim...
mendel denen arkadaşı bilime yaptığı katkılardan dolayı severim ama hemde nefret ederim.
sebebine gelince.

geçen bi arkadaşla oturuyoruz uzun yıllardır tanır beni...
durduk yerde kendini harcadın oysa sen neler yapabilirdin dedi...
neler? dedim...
işte çok şey dedi.
çok şey derken?
daha başarılı olabilirdin dedi..
başarı ölçün nedir dedim?
daha dengeli daha düzenli bir hayat yaşayabilirdin dedi.

bak dedim sevgili arkadaşım...
benim atalarım içanadolunun göbeğinden başlar doğu karadenize kadar gider...
dedim ve başladım anlatmaya...

benim 78 tane amcam 26 tane dayım 32 halam 65 teyzem tahminim 750 kadar kuzenim var...tabi bunlar varlıklarını bildiklerim.
çoğuyla tanışamadım bile.

dedemin biri ömrü hayatında hiç çalışmamış...
bi arazi satmış babasından kalan yemiş bitince öbürünü satmış...
bir gün memlekette bi yaşlı teyzeyle karşılaştık tesadüfen...
oğlum sen kimlerdensin didi bana teyze...
ben osmanın torunuyum teyze didim...
teyze oyyyy osmannnnn oy osmanımmm diye omuzuma dayadı başını ağlamaya başladı anla sen gerisini...

diğer dedem rizeli...
astronomi kitapları bile var şaka değil tam entellektüel...
kitaplarını kendi matbaasında basıyo...
ama serde lazlık var arada kaçırmış mesela mars bu mevsimde güneşten uzağa cidiyo felan yazıyo ahahaha
kitapta aynen böle yazıyo valla şaka değil.

efenim bu arkadaşın 3 tane resmi karısı var ve zamparanın önde gideni...
evdeki hizmetciler hamile kalınca köylerin böle az zekalıları vardırya onlarla evlendiriyo birer evde alıyo namuslu adaletli zampara yani...
bunları evlendiriveriyor.
yani benim haberdar olmadığım bi sürü kuzenim olabilir memleketinde dört bi yanında.

dayımın biri topal atilla...
1700 defa felan hacca gitti...
amma ben onun gencliğinide bilirim...
şehrin ortasından ırmak geçer yerden 4-5 metre aşağıdadır...
kızdıklarını kaldırıp çaya atmakla ünlenmiş ki hala efsanesi vardır kızdırma beni atiilla seni çaya atar diye...

diğer dayım sabah kahvaltılarında bira içer...hacıyla kardeş düşün...
ama rutini vardır...
kahvaltıda bi kırmızı bira...
sonra bi normal efes...
sonra 2 duble rakı...
sonra bi dubla bol sulu rakı...
sonra bi votkalı bira...
sonra bi normal efes...

ya dayı diyorum hiç bi boku aklında tutamıyosun bunu nasıl tutuyosun diyorum...
bu benim ayinim koçum diyo...
arada arar haydi abbas vakit tamam diye...
ki saat daha sabah 11 felandır ahahaha
bide abbas diye bi rakı çıkarmışlar çok mutlu olduydu...
75 yaşında şiddetli geçimsizlikten boşandı benim özgürlüğümü kısıtlıyo yengen dedi bana...

bi amcam atla...
at at bildiğin at...
ilçenin kahvesine giriyo tüfekleri kuşanmış...
bana bir sade kahve diyo...
hemen yapıyolar kahvesini atın üstünde içiyo kahvesini...
kahvedekilere dönüyo bi ihtiyacı olan var mı diyo...
sağol ağam diyolar...
bizimki atını sürüp çıkıyo kahveden.

bi amcam güvercin meraklısı bi akşam uçuruyo güvercinleri...
ikisi geri dönmüyo belediye binasının çatısına konuyo inmiyo kuşlar...
belediyeye gidiyo kapalı gecenin bi yarısı...
açtıramıyo kuşlarını alacak...
belediye başkanının evine gidiyo belediye başkanını rehin alıyo.

bi amcam münihten arabayla çıkıyo yola...
tam bir buçuk ay sonra türkiyeye ulaşabiliyo...
yolda macaristana uğramış nişanlanmış...
hayır inanmıcamda nişan resimleri var ulan...
sonra polonyaya uğruyo nerde kalıyo belli değil bi kaç hafta geçiriyo...
romanyaya bi uğrayım diyo çingeneleri görüyo onların kralları olur biliyosunuz...
ben de çingeneyim diyo...
inanıyolar çünkü amcam çingenelere benzer beya.
bi çingene kızla nişanlanıyo...
nasıl olduysa bir buçuk ay sonra bekar olarak memlekete gelebilmiştir ki büyük başarıdır sağ salim gelebilmesi.

bi amcam 81 yaşında evlendi...
6 ay sonra karısını karısının en yakın arkadaşıyla aldattığı gerekcesiyle yenge boşanma davası açtı...
amca nasıl aldattın lan dedim ya nasıl nasıl...
bana bunu anlatman lazım...
aşk bu koçum dedi...
bu kadar.
şimdi karısının enyakın arkadaşıyla beraber yaşıyo...
gayette mutlu.

bi amcam komaya girdi artık ümidi kesin dedi doktorlar...
çiğerler zedelenmemiş bildiğin yok olmuş...
böbreğin biri yokolmuş yok lan yok yok bildiğin yok...
diğeride allaha emanet çalışıyomuş...
şeker meker kalp yetmezliği literatüre girmiş tüm hastalıklar var...
6 ay sonra ce eee diye uyanıveriyo bizim amca.
herkes şokta.

sonra bunca organı yokken hayata tutunan adam diye mucize ilan ediyolar amcamı...
salıveriyolar ahahaha
amcam çıkar çıkmaz striptiz klübüne gidiyo ve bi şişe viski sölüyo.
viski bitincede stripzci kızlardan biriyle nişanlanıyo...
valla bak şaka değil resimleri var.
kızın elinde yüzük var abi bildiğin nişan yüzüğü...
beni aradı koçum hayatımın kadınını buldum dedi o gece bana.
hayır herşey tamam da yüzüğü ne ara buldun be abicim.

ertesi gün kalp krizi geçirdi açık kalp ameliyatı oldu 2 ay daha komada kaldı...
sonra yine uyandı ulan.
hala da uyanık.

bi teyzem enişte başka bir kadınla sadece sohbet etti diye enişteyi tüfekle kovaladı...
enişte çatıya çıktı kurtuldu...
teyzem evine döndü boşuyorum lan ben bu adamı dedi...
enişte çatıdan inmedi bana karımı getirin çok seviyorum diye...

bi halam meyhaneyi bastı...
büsürü adamı hizaya dizdi kocası dahil...
vallahide bak ahahaaa
bana deli suzan derler biliyonuz demi diye bağırmış...
zavallı adamcağızlarda biliyoruz suzan ablacığım demişler...
düş önüme eve gidiyoruz körolmayasıyaca demiş enişteye...
eniştede düşmüş önüne.

diğer 750 kuzeni anlatmaya ne sayfalar yeter ne ömür yeter...
birini örnek vereyim sen anla...
adam önce çekoslavakla nişanlandı...
sonra gitti taylandlıyla evlendi...
lan gerizekalı kardeşim çek cumhuriyeti nire tayland nire lan deli misin.
yannız bu taylandlılar ne fena komşularrr ay ayaayyy başka bi dedikodu mevzusu bu...
sonra ondan ayrıldı gitti kayseriliyle nişanlandı.
nişanı bozdular isveçliyle imam nikahı yaptı...
artık isveçli protestanla nası yaptıysa imam nikahını orasını tam bilemiyorum.

sonra ayrıldılar gitti guetamalalı birine aşık oldu...
sevgili kardeşim guetemala ne lan guetemala ne.
ben ismini zor yazıyorum zor sölüyorum guetemala ne.

en son birazilyalı birine aşık oldu...
evlendi.
iki çocukları var.
işallah interneyşınıl fetişizmi bitmiştirde mutlu mesut olurlar.


bana sen dengeli değilsin çok şey yapabilirdin bu hayatta...
diyen arkadaşıma devam edebilirim dedim...
yok bu kadar yeter dedi.
bu kadar yeter.
daha fazlasını yüreğim kaldırmaz.
bir daha sana asla bu konuyu açmayacağım.


eh didim ben de..
bu mendelin allah bin kere belasını versin.
icat ede ede tuttu bu genetik bilimini icat etti.

ne diyo benim halkım...

katran kaynayınca olur mu şeker...
cinsini sevdiğim cinsine çeker.

efkarlandım bak şimdi.


2 Ocak 2015 Cuma

YAŞASIN HUNİ KARDEŞLİĞİ...

şimdi güzide arkadaşlarım beni zemanında yeni yıla nasıl girersen yıl öle geçer diye kandırdılar...
ben de inandım buna ve yeni yıla her türlü girdim...
ama aklınıza gelecek her türlü.
yazamam buralardan o derece:))

yazabildiklerimi yazayım bari...

koca mekanda şarkı söleyerek girdim...
koca mekanda şiir okuyarak girdim...
öpüşerek girdim...
sevişerek girdim...
tuvalette girdim...
gardropta girdim...
trafikte girdim...bi sürü biram vardı arabada ve trafikte takılan herkese dağıttım...
beni noel babanın yeğeni ilan ettilerdi bide kırmızı kukelatalı geyikli şapka taktılardı kafama hediye ahahaaa.
ağlayarak girdim...
gülerek girdim...
bi barda herkes masaların üzerine çıktı kim kime sarılıyo belli değil...
uleyn bi baktım benim hatuna bi amca sarılıyo ver amca benim kızı bu benim lan diye girdim.

arkadaşlarla ellerimizde bira köy yolarında yürürken girdim...
bulgaristanda hapishanede girdim...
gürcistan sınırında kulede nöbet tutan askerlere naber lan hadi içelim kaldırın kadehleri diye bağırarak girdim...
silahları doğrulttular bişiler dediler ama anlamadım küfür ettiler muhtemelen.
girmediğim yıl kalmadı yani.

sonra her dünyalı insan gibi yeni yıl kararları aldım...
bir daha asla yapmicim bundan sonra böle olucek diye...
ama yılbaşı gecesi o kadar çok içiyordum ki ertesi gün aldığım kararları unutuyordum...
işe yaramıyordu yani.

baktım bi bok olmuyo...
bunlar söylentiymiş meğer.
noel baba gibi bir efsaneymiş.
zati keşan müftüsü beni aydınlattıydı daha önce...
bu noel baba az karakterli olsaydı bacadan girmez kapıyı çalardı pezevenk diye...
bunca rezilliği kepazeliği yaptığım yanıma kaldı yani.

ben de derin düşüncelere daldım derhal ve radikal kararlar aldım hayatımda...
bundan sonra yeni yıla girmeme kararı.
herkes girdi ben girmedim inat ettim girmicem diye.
kendimi eve kapattım telefonları kapattım dışarı asla çıkmadım.
bunca kandırılmışlığın intikamını alıyordum kendimce.

hatta bi kaç sene önce eski yıldan çıktım yeni yıla girmedim o derece...

aslında yıllarla ve yaşlanmayla ilgili sorunum yok...
muhtemelen bunca rezil yeni yıla girişlerden sonra artık yeter dedi bünyem...
kaldıramadı.
bırak artık bu işleri dedi.
ve ben de onun sözünü dinledim.

girmedim girmeyeceğim.
lakin giren arkadaşlarıma lafım yok.

onlara şahane bi yıl diliyorum...
tabiki yine büsürü üzüntü yaşıcaklar aldatılacaklar hüzünlenecekler...
hayat böle dandik bişi maalesef.
enseyi karartmayın.
ve dangalak niççenin istediğiniz aforizmasını kullanın amma...
umut insanlığın en büyük düşmanıdır lafını unutun.
o öküz bir kadın onu reddetti diye kıçından uydurmuştur bu lafı aşk acısıyla.
bırakın dangalak niççenin kıçını.
lou salomeye selam olsun ayrıca burdan.
seviyorum seni lou....

umut olmazsa olur mu yav...
yitirmeyin umudu.
güzel günler göreceğiz çocuklar...
güneşli günler.

bu saat itibari ile huni kardeşliği adı altında bir dernek kuruyorum...
isteyen gelsin...
zaten gelmesine gerek kalmadan direk üye yaptığım pek kıymetliler var...
başka isteyen de gelsin kapımız açık...

ama huninin rengini seçeceksin...
rengarenk hunilerimiz olacak...
bu gri kasvetli memlekete inat rengarenk olacağız.
merdivenleri rengarenk boyayanlara bile tahahmüül edemedi bu memleket...
ertesi gün griye boyadılar yine.
merdiven lan bu.
merdiven kardeş.

inadına gülümseyeceğiz...
inadına rengarenk olacağız...
inadına cıvıl cıvıl olacağız...
kahkaha bireysel bir eylemdir gülüm....
bireysel bir direniştir.
bireysel bir isyandır.


"
beşinci deli aklı başında
besbelli hayli dirsek çürütmüş
büyük ümitler peşinde
deli demeğe bin şahit ister
beğenmemiş gidişini memleketin
deli demişller..."


yaşasın huni kardeşliği....

tüm kıymetli arkadaşlarıma şahane bir yıl diliyorum...